Duygularımızla yaşamayı ve onlarla savaşmamayı bir kez öğrendikten sonra, bedenlerimizde bir tehlikenin tezahürlerini değil, kişisel tarihimizin faydalı izlerini görürüz.
Yetişkinlik, hakikati artık inkar etmemektir; bastırılmış acıları hissetmek, bedenin duygu seviyesinde hatırladığı hikayeyi bilinçli olarak kabul etmek ve bastırmak yerine o hikayeyi birleştirmek demektir. Ebeveynle temasın gerçekten sürdürülüp sürdürülemeyeceği, her bir vakanın koşullarına bağlı olacaktır. Kesinlikle şart olan, çocukluktaki içselleştirilmiş ebeveyne karşı duyulan zararlı bağlılığının sona erdirilmesidir. Bu bağlılığa sevgi desek de, aslında bu adı kesinlikle hak etmez. Minnet, merhamet, beklenti, inkar, yanılsama, itaat, korku ve ceza beklentisi gibi farklı öğelerden yapılmıştır.
Kendime defalarca sordum; terapi neden bazıları için işe yarıyor da bazıları yıllarca süren analize ya da terapiye rağmen, belirtilerin mahkumu olmayı sürdürüyor. İncelediğim her bir vakada, insanların kendi hikayelerini keşfetmelerini ve anne babalarının davranışlarına karşı duydukları öfkeyi özgürce ifade edebilmelerini sağlayan terapi ve yoldaşlık türünü buldukları zaman, kötü muamele gören çocuğun yıkıcı bağlılığından kendilerini kurtarabildiklerini gördüm.