İhtiyar, yanıt vermeden önce birkaç kez sallandı. "Diyelim ki, sen ve ben aynı yere ayrı yollardan gitmeye karar veriyoruz. Sende mavi, bende ise yeşil bir harita var. Hiçbiri olası bütün rotaları göstermiyor fakat ikisi de istikamete giden farklı ama kabul edilebilir birer yol gösteriyor. İkimiz de yolculuğumuzu yapar ve güvenli bir şekilde geri dönersek, başkalarına haritalarımızın başarısından bahsederdik. Ben, tam bir inançla yeşil haritamın mükemmel olduğunu söylerdim ve insanları diğer haritalardan sakınmaları konusunda uyarabilirdim. Sen de mavi haritan hakkında aynı inancı hissederdin.
"Herhangi bir insanın yapabileceği en iyi şey, günü atlatmasına yardımcı olacak illüzyonu seçmek. Farklı dinlerden insanların genellikle huzur içinde yaşayabilmelerinin nedeni bu. Belirli bir noktada hepimiz, diğer insanların kendi dinlerine, bizim kendi dinimize duyduğumuz inançtan fazlasını duymadığı kuşkusunu taşırız." Bunu kabul edemezdim. "Belki de diğer dinlere saygı
"İnsanların Tanrı'ya inandıklarını iddia ettiklerini fakat çoğunun tam anlamıyla inanmadığını söylüyorum. Sadece inanıyormuş gibi yapıyorlar çünkü bunu yapmakta dünyevi faydalar mevcut. Kendilerine bir illüzyon yaratıyorlar çünkübu onları mutlu ediyor."
"Tanrı'ya inanç, dünya üzerindeki şu kısa yaşamın uyanık geçirilen her anını etkileyecek, yüzde yüz takıntılı bir adanmışlık gerektirir. Fakat şu senin dört milyar sözde inanan, küçük bir kısım dışında, hayatını bu şekilde yaşamıyor. Çoğunluk, dünyevi ve pratik bir fayda olarak, inançlarının yararlığına inanıyor fakat altta yatan gerçekliğe inanmıyorlar."