İnsan yaşamı, zihinsel ve fiziksel süreçlerin kesintisiz bir sıralanışıdır. İnsanı her an yeniden değiştiren süreçlerdir. Yeni doğmuş bir bebek yetişkinden farklıdır; bende bugün dünkünden farklıyım. Hiçbir şeyin bana ait olduğunu ileri süremem ve hiçbir şey hakkında işte ben buyum, diyemem. Yani ne ben vardır ne de kişiliğin değişmez bir özü.
Hiç hasta olmasak, sağlığın ne olduğunu bilemeyecektik. Hiç açlık çekmesek, toklugun keyfini çıkaramazdık. Hiç savaş olmasa, barışın değerini bilemezdik ve eğer kış hiç gelmese, baharın da geldiğini farketmezdik.
"Tanrı hem gece hem gündüzdür, hem kış hemde yazdır, hem savaş hem de barış, hem açlık hem de tokluktur,"
Varoluşunu ne kadar çok düşünürse düşünsün, hemen yaşamın sonu olduğu düşüncesi geliveriyordu aklına. Bunun tam terside geçerliydi: Bir gün yok olacağını kuvvetle hissederse, yaşamın nasıl sonsuz bir değere sahip olduğunu asıl o zaman anlıyordu. Madalyonun bir yüzü ne kadar büyük ve belirginse, diğer yüzüde o kadar büyük ve belirgindi. Yaşam ve ölüm aynı şeyin iki yüzüydü.