Hepimizinki günübirlik hayatlar; Hatırlayanın, hatırlanandan farkı yok. Hepsi geçici. hem anılar hem de onların nesnesi. Her şeyi unutmuş olacağın günler kapıda, Her şeyin seni unutacağı günler yakın. Bil ki çok geçmeden hiç kimse ve hiçbir yerde olacaksın.
Toplum için yararlı duyguları baskı altında tutan, soy ve insanlığından nefret eden ve utanan kişi ne kendi mutlu olabilir ne de çevresini huzur verebilir.
“Kardeş,” dedi, “dünya kördür ve senin oradan geldiğin anlaşılıyor. Siz hayatta olanlar, her şeyin sebebini göklerde arıyorsunuz; sanki onun, her şeyi kendi devinimi ile beraber sürükleyip götürmesi mutlakmış gibi. Eğer bu doğru olsaydı, elindeliğinizden eser kalmazdı ve iyi davranışa karşılık zevk, kötülüğe karşı gözyaşının keder vermesine gerek olmazdı.
Zira, hilkat itibarı ile, bu kâinatın suyunu içip havasını soluyan her canlının, kendi çapında ve tecrübesince hayata katkı sağlamak gibi çok önemli bir vazifesinin mevcudiyetine inanıyorum. Bu vazifeyi, ülkemiz ve insanımız açısından dikkate aldığımızda ise, çok daha fazla ehemmiyet taşıdığını, her akl-ı selim sahibi farkındadır.
"Artık uyuşukluğu yenmek gerek; çünkü kuş tüyünde oturmak ya da ipekli yorgan altında yatmakla şöhrete ulaşılmaz. Hayatını şöhret kazanmadan bitiren kimse; havadaki dumandan, sudaki köpükten farksızdır.
Haydi kalk! Ve ruhun, yorgunluğunu yensin; ruh, maddenin ağırlığı altında çökmez ise her mücadeleden zaferle çıkar."