*1982 Nobel Edebiyat Ödüllüdür eser*
Asırlardır devam etmiş, hayatî bir öneme sahip olan(!) "namus"un korunamaması ertesinde süregelen bir cinayet öyküsü. 10 üzerinden 10' luk bir gerçek yaşam uyarlaması. Tepeden tırnağa sarsıldım... Öyle ki hala kafamda taşların oturamamasına şaşırıyorum... Şöyle ki...
Ortada bir maktul var (Santiago Nasar) ve bir katil (Pablo ve Pedro Vicario adında ikiz kardeşler.) Santiago Nasar' ın Angela Vicario adlı genç kadının bekaretini bozduğu iddia edilir. Burda kocaman bir ünlem koyuyorum [!] Zira kitapta Angela Vicario' nun bekaretini kim ile kaybettiği (ki kaybedilen bir şey midir?) anlatılmıyor. Şaka gibi değil mi? Suçun işlendiği bile sabit değil. Marquez' in üst aklı yine yoruma açık olduğu için , yazarımız Marquez' in suçun kim tarafından işlenip işlenmediği hususu umrunda bile değil. Ona göre suç denilen şey, ki varsa, o da toplumdur.
Hikâyenin başında cinayeti kimin işlediği ve maktulün kim olduğu hemen okuyucuya anlatılır. Marquez şunu diyor; "sakın beni polisiye öykücüsü sanmayın. Amacım katilin kim olduğunu son 15-20. sayfalarda söylemek, gerilimi tırmandırmak, okuyucuyu farklı alanlara yönlendirmek değil. Zira sosyolojik bir gerçeklikten bahsediyorum."
Bizim doğu törelerini düşünün. Marquez Kolombiya' da yaşanan bu hikayeyi bizlerde de yaşanan binlerce hikayelerden bir tanesini dile getirmiş. 1983 Cannes Film Festivali' nde ödül alan Yılmaz Güney' in Yol' u gibi...
Marquez bu namus cinayetini sadece ikiz kardeşlere yüklemiyor. Ahlâk cinayetlerinin sorumlularını toplum olarak bizlere yüklüyor. Zira İkiz kardeşler cinayeti işlemeden çok önce, kasabada her yerde Santiago Nasar' ı öldüreceklerini söylüyorlar. Bunun nedeni bana göre Santiago Nasar' ın kasabayı terk ederek cinayetin önlenmesi ya da toplumun bir şekilde