Ben sevdiğim insanın bana hizmet etmek için değil, kendi isteyince, dilediği gibi büyüyüp gelişmesini isterim. Eğer bir başkasını seviyorsam, onu benim yararlanacağım bir nesne olarak değil, o olarak alır, ister erkek olsun ister kadın, onunla kendini bir kılarım. Saygının ancak ben bağımsızlaşmayı başarmışsam, eğer birisini sömürüp hükmüm altına almadan koltuk deyneksiz ayakta durabiliyor, yürüyebiliyorsam, işte o zaman gerçekleşeceği açıktır. Saygı ancak özgürlüğün temelleri üzerinde var olabilir. 
Sevgi özgürlüğün çocuğudur. O, asla zorbalığın çocuğu olamaz...
Tanrı, Yunusa sevginin özünün, bir şey için harcanan emek, bir şeyi büyütmek olduğunu, sevgiyle emeğin ayrılmayacağını anlatır. Kişi uğurun da emek harcadığı şeyleri sever ve kişi sevdiği şeyler için emek harcar...
Çiçekleri sevdiğini söyleyen bir kadının çiçekler sulamayı unuttuğunu görürsek, onun çiçek sevgisine inanmayız. Sevgi, sevdiğimiz şeyin büyümesi ve yaşaması için gösterdiğimiz etken aktif ilgidir. Bu etken ilginin bulunmadığı yerde sevgi de yoktur...
Karşıtı gibi sadist kişide, boyun eğen kişiye bağlıdır. O olmadan yaşayamaz. Aralarındaki fark sadece şudur: sadist kişi emreder, sömürür, can yakar, aşağılar; mazoşist kişiye ise emredilir, sömürülür, canı yakılır, aşağılanır.