Garpçıların temel düşünceleri söyle özetlenebilir: "Din halkın anladığı biçimde alındığı takdirde birtakım hurafelere, İsrailiyyat denilen hikâyelere körü körüne inanmak ister. Garpçılara göre, bu şekilde yorumlanan bir İslâmiyet, çağdaş medeniyeti benimsemeye engeldir. Onlara göre seçkinlerin dini ahlaktır, namazla niyazla Müslüman olunmaz. Onlar hurafelerden arınmış "İlmi bir namaz ve İslamiyet" önerisinde bulunurlar. Modern ilme inanan Müslüman, bilgisiz bir Müslümandan yüz kere daha Müslümandır. Garpçıların, öteki görüşlerinden biri de şudur: İslâm dini, VII. yüzyılda her şeyden önce bir çöl toplumu için kurallar getirmiş olup, XX. yüzyalda bunlar ileri bir toplum ve yaşam arzı için yeterli değildir. Selametin yolu; güçlü olmak, zengin olmak, ilim ve kültür sahibi olmakla mümkündür. Ekonomik refahı sağlayamayan bir toplum için günümüzde hayat hakkı yoktur. Garpçılara göre, bize kadar gelen İslâmiyet, modern uygarlığa ayak uyduramaz. Yeni bir ahlak, geleneksel İslamiyet'in yerini alacaktır. Başka deyişle, Batı'daki Protestanlik gibi, İslamiyet'de de köklü bir reform gerekmektedir, Garpçılar, 1908 Devrimi'nden önceki yazılarında İslamiyet'i yenilestirmeyi önerirler. Dünyanın ve insanın yaratılışı hakkında Kur'an'daki ayetlere karşı Darwinizm'i savunurlar, Garpçılara göre, bu dünya oteki dünyadan daha önemlidir. Bu dünya öteki dünyaya hazırlik için bir geçit değildir.