Yazık ki şeytan bile yüzümüze bakmıyor artık. Eskiden ne güzeldi. Tanrı bizimle, melekler yanımızda, şeytan peşimizdeydi. Ruh çağırıyorduk; ölüler -sağolsunlar- üşenmeyip geliyorlardı. Şimdi, biriyle karşılıklı oturmuş sohbet ederken bile bir anda kayboluyoruz. Ding! bildirim geliyor ve 'Puf!' artık orada değiliz. Tüm hayatımız, kim isek o olmamak, kiminleysek onunla olmamak, nerede isek orada olmamak ilkeleriyle akıyor.
Kaosun içinde her şey hem biraradadır hem de hiçbir şey yerli yerinde değildir. Düzenin kaostan farkı, işte bu yerli yerindelik. Şu anda yerinizde misiniz? Bir sihirle yok oluverseniz, ne olur? Aslında her birimiz ömrümüzün yandan fazlasını, hatta çoğunu kayıp olarak geçiririz. Yoldaşsız, arkadaşsız, şahitsiz. Kimse bize dikkat etmez, mukayyet olmaz. Dikkatten mahrum, odağın, kadrajın dışında uçuşuruz. Tanrı işte bu nedenle var. Bize mukayyet olan, hayali arkadaşımız Tanrı.
İki tür 'büyük acı' vardır: Dile getirilmeyen sırların verdiği ıstırap. Ve derdinizi söylediğiniz halde anlaşılmamaktan doğan kahır. Kimseye söyleyemiyorsanız mahvolursunuz. Kimse anlamıyor veya umursamıyorsa bitersiniz. Tam manasıyla ifade etmek de, anlaşılmak da teknik olarak imkansız. Yani... aslında herkesle aynı durumdasınız. Ontolojik fiyasko. Her insan, her zaman, her yerde, her durumda yalnızdır. Tanrı değilseniz, işiniz yaş.
Aşk, beyindeki kimyasal ve elektriksel hareketlilikten ibaret. Ve daha ziyade görsel girdiyle tetiklenir. Serebral kortekste şenlik başlar. Subkortikal bölge de şamataya eşlik eder. Hipotolamustaki dopamin, oksitosin ve vazopressin vanaları açılır. Yani kokain aldığınızda ne oluyorsa, o olur: Bağımlılık başgösterir. NGF [Nerve Growth Factor] değerleri yükselir. Serotonin seviyesi düşer. Böylece hastalık derecesinde saplantılı hale gelirsiniz. Prefrontal korteks istop edince mantık çöker ve sonradan pişman olacağınız bir fütursuzlukla coşarsınız. Amigdaladaki faaliyetler düzensizleşir. Riskli bir biçimde korkusuzlaşırsınız. Velhasıl aşk, beyninizin başınızı belaya sokmasıdır. 18 ay... Evet, 18 ay sonra her şey normale döner. Aşk biter. İster kadın olun ister erkek, İsrail ordusunda zorunlu askerlik süresi 18 ay dolunca sivil hayata geri dönersiniz. Bazen de baş döndüren, iştah kesen, uyku kaçıran süreç kesintiye uğrar. Hisleriniz karşılık bulmaz. Veya terkedilirsiniz. Yaşadığınız yıkım aslında 'Yoksunluk sendromu'ndan başka bir şey değildir. Bağımlılık müthiş bir tehlike. Öyle ki, kimileri aşk yüzünden ölür...