Peki doğrusu neydi bu “Kürdistan“ meselesinin? Kürtler tarafından uydurulmuş bir efsane miydi bu? Kesinlikle hayır, böyle değildi elbette. Hatta Cumhuriyet henüz kurulmadan önce Atatürk bile kullanıyordu bu terimi. Osmanlı imparatorluğu döneminde Kürdistan, Kürtlerin yaşadığı coğrafi için kullanılan bir isimle. İran sınırlarının dışında kalan tüm parçalar Osmanlı İmparatorluğu’na dahildi. 19. yüzyılın ortasına kadar şimdi Diyarbakır’ın bulunduğu eyaletin resmi adıyla.
Gül yazının sakinleri kaçakçılık kelimesine itiraz ediyorlar. Onlar olayı daha farklı görüyorlar. Kaçakçılık için bir sınır gerekiyor. Evet, burada resmi olarak bir sınır var ama onlara göre durum çok farklı. Bombardımandan sağ kurtulan servet Encü şunları diyor. Bombalanan yerde bir sınır taşı var. Bu taşın numarası 15. Bir tarafı Türkiye diğer tarafı Irak… Kaçakçılık başlarken o taş yoktu orada. Birlikte ticaret yaptığımız insanlar zaten ailemizin bir parçası. Resmi olarak sınırın diğer tarafında kalıyorlar. Fakat bizim için asırlardır yaşadığımız toprağımızdır burası. Hepsi Kürdistan’dır.
Geceleri PKK liler yiyecek için gelirlerdi. Gündüz olduğunda Ordu. İkisine de ekmek veriyorduk. PKK ordu’ya ekmek verdiğimiz için bize kızıyordu. Ordu’da PKK’ye yardım ediyorsunuz diye bize baskı yapıyordu. Ne yapabilirdik? Kimseyi aç göndermezdik ki biz. Son ekmeğimiz bile olsa veririz. Bize kötü davranmasına rağmen, ordu’ya da ekmek veririz.
Köy koruyuculuğu sisteminin geçmişi neredeyse bir asır geriye gidiyor aslında Türkiye’de. 1923’te kurulan Cumhuriyet’in ilk yıllarında yeni Türkiye sınırlarını korumaya destek olması için sivil milis güçleri kurulmuş. Ancak demokratik olmadığı için 1960 lı yıllarda kaldırılmış.