Metehan

Bireysel çürüme
dürüstlükten her gün biraz daha uzaklaşıyordum. Utanmadan yalan söylüyor, fakir fukaranın kirasını iç ediyor, hatta başkalarının battaniyelerine sahip çıkmak gibi alçakça düşüncelere kapılıyor, bütün bunları bir pişmanlık, bir vicdan azabı duymadan yapıyordum. İçimi çürük lekeleri kaplıyor, gittikçe genişleyen siyah mantarlar sarıyordu.
Sayfa 43·Kitabı okudu
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Bir insanın, en candan, en hararetli bütün girişimlerinin yüzde yüz boşa gitmesinde bir hikmet var mıydı, neydi?
Sayfa 43·Kitabı okudu
Bir öğün karnımı doyuracağım diye, başkasının malını rehine vermek, bu para ile tıkınmak, kendimi rezil etmek, kendi yüzüme karşı bir dolandırıcı olduğumu söylemek, kendi gözlerimi kendimden kaçırmak zorunda kalmak... Asla! Asla! Ben buna ciddi olarak karar vermemiştim, bu benim aklımdan bile geçmemişti, kırık kopuk geçip giden düşünce kırıntılarından sorumlu olamazdı insan
Sayfa 41·Kitabı okudu
Tanrıdan bana hiçbir kötülük gelmemişti, o ki Rabbimizdi, asla...
Sayfa 23·Kitabı okudu
Ne diye tasa çekiyordum sanki: ne tıkınacağımı, ne içeceğimi, fani vücut dedikleri bu rezil solucan torbasını hangi çullara bürüyeceğimi düşünerek ne diye tasa çekiyordum?
Sayfa 23·Kitabı okudu