Koltuğumuzda, elimizde kitaplarla merdivenden inip çıkarken bize al görmüş boğa gibi bakıyorlar. Böyle bir profesörün öğrencisi olduğunu düşün. Böyle bir yargıcın karşısına çıktığını, böyle bir doktorun masasına yattığını, böyle bir komiserin karakoluna, böyle bir teknik sorgulamacının eline düştüğünü düşün; boktur işin! Bunlardan birinin başbakan, birinin cumhurbaşkanı, birinin içişleri bakanı, birazının senatör, milletvekili, şu bu olduğunu düşün. Tüm yetki bunlarda, bunlar yönetiyor ülkeyi; düşün!
Uzman adı altında binlerce Amerikalı doldu yurdumuza. Her işimize karışıyorlar. Bakanlıklarda, genel müdürlüklerde kendi elemanlarımızı baskı altına alıyorlar. Bozuyorlar işlerimizi. Sanayileşmemizi önlüyorlar. Yoksul bir ziraat ülkesi halinde kalmamızı istiyorlar. Politikacılarımızın beyinlerini yıkayıp kendi çıkarlarına konuşturuyorlar. Daha seçilmeden götürüp okutuyorlar bunları. İsteklerine göre yetiştirip getiriyorlar. Para ve her türlü olanaklarla destekleyip seçilmelerini sağlıyorlar. İstediklerini iktidara getirip ülkemizi şarıl şarıl sağıyorlar, borçlandırıyorlar. Her doğan çocuğun bugün 3500 lira borcu var, dede! Bütün bunlar Amerikan emperyalizmi yüzünden...
İçki içmek basamak basamaktır. Bir et, bir rakı, bir meze… İlmini bilmeden içersen, meclisteki arkadaşlarına söversin. Giderken, köyün evin yolunu yitirirsin.