Bütün gün boyunca zorunlu olarak yaptığım işimi mümkün olduğunca az enerji harcayarak yapmaya çalıştım. İşimi makine gibi yapıyordum, böylece kafam ona takılmıyordu. Her fırsatta hastalık bahanesiyle işten kaçmaya çalışıyordum. Bana inanmıyorlardı elbette, hayatımın tadı tuzu kalmamıştı. Her şeye katlanıyordum ve bu duruma yavaş yavaş alışmaya da başladım. Bir aşığın sevgilisiyle buluşma saatini beklemesi gibi ben de akşamın gelmesini bekliyordum.