Ama benim ruhumdan bahsettikleri tüm bu uzun cümleler, bitmek tükenmek bilmeyen günler,saatler yüzünden her şeyin başımı döndüren, renksiz bir su olup aktığı izlenimine kapıldım. Albert Camus - Yabancı
Doğrusal ilerleyen yaşamın döngüselliğinin bilincine erişemiyoruz bazen. Yolumuz evrende dümdüz ve bencilce bize göre. Gereksiz bir takıntı bu. Çünkü hepimiz aynı döngüyü farklı renklere boyuyoruz. Gülücüklerimizi susturdukça ağlayacağız sanıyoruz. Çevresinden dolaşamıyoruz bazen ruh çalkantılarımızın. Her asi nehrin bile kendine has kuytuları,sakinlediği düzlükleri ve denize kavuştuğu hüzün dolu bir hikayesi olduğunu yalnızca yıkıcı bir şekilde acele ettiğini bilemiyoruz. Yer çekiminin bile doğanın bir kuralı olduğunu koskoca dünyanın bile kendi içinde kendi benciliğinde çekildiğini göremiyoruz. Yalnızca garip hissediyoruz böyle zamanlarda. Doğrusu garip hissetmeyi,gerçekçi gözlemlemeye atfetmek...işte bunu beceremiyoruz.
"Zamanın kokuşmuş yanlarında hepimizin herkes kadar payı olduğu gerçeği iman kemiğinin bir yerlerinde zikir çekmekle meşgul. yine de eski bir hadisede hatırlanmayan kısımlarının güzel olma umudu ile dinliyoruz yaşam hikayesini. Aklımıza gelecek birkaç güzel sözcükten gayrı elimizde insan olmaya değer hiçbir his bulunmamakta. Çürüme zamanla olur sözünün ardından ya çürüyen zaman ise sorusuna birkaç avuç cevap aranmakta."
Halil ecer-Eski Bir Çürüme Hali
Hayat deneyimlemekle ilgilidir. birinin doğrusunu ve yanlışını dinlersen asla kendi doğrunu bulamazsın. nasihatler genelde gereksizdir. Akıl hazır değilse göz göremez.