Z.B Kaya

@Zbkyy·
·
sabitlendi
"... Ölüm, yok olmak için değildir. Giden kimse, hal durumu ile sevgiliye ulaşır. Bu mânada uygun olan: duâ ve istiğfarla, sadaka ile, âhirete gitmiş olanın yardımına koşmaktır."
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
BÜTÜN ZAMANLARIN MÜCTEHİDİ EBU HANİFE (رضي الله عنه)
İlim Allah teala'dan Efendimiz'e (صل الله عليه وسلم), sonra ashabına, sonra tabiuna, sonra Ebu hanife'ye sonra da talebelerine intikal etti. Dileyen buna razı olsun, dileyen gücensin. Hakikat değişmez.
Ömrü mücadele ile geçti hayatını ilim ve ibadete hasretti. Dünyada köprüden geçen bir yolcu gibi yaşadı. Ebu'l-Ahves onun vakti kıymetlendirişini anlatırken şöyle demiştir: "Ebu hanife'ye 3 güne kadar öleceksin denseydi yaptığından daha fazla ibadet yapamazdı çünkü boş anı yoktu" Sefihler anlayamadıklarından, bu alimler hasetlerinden, Devlet adamları zulmü İslam adına meşrulaştıramadığından O'na zulmetti. İlim onunla bereketlendi; yeniden irfana dönüştü. mücadele dolu hayatını en son şehadetle taçlandırdı
Sadaka-Hediye Terakkisi
Kays bin rebi şunları nakletmektedir: Ebu Hanife radıyallahu anh bağdat'a ticaret mallarını gönderir, karşılığında ise değişik şeyler satın alır, Kufe'ye getirtirdi. Bir yıl içinde bu mal transferinden biriken kârları toplar onunla alimlerin yiyecek giyecek gibi bütün ihtiyaçlarını satın alır sonra kardan geri kalan bakiyeyi ihtiyaç malları ile birlikte alimlere gönderirdi. Onlar hediyeyi kabul ederken eziklik hissetmesin diye şöyle derdi: "Parayı ihtiyaçlarınızı karşılamak için harcayın karşılığında ise sadece Allah teâlâ'ya hamd edin ben size malımdan değil Allah Teala'nın sizin hakkınızda bana İhsan ettiğin şeyden veriyorum. bunlar Ebu hanife'nin eli vesile kılınarak sizin ticari mallarınızdan Doğan karlardır. İmamı azamın radıyallahu an ilim ve takvasına hayran olanlardan misal bin kilam diyor ki: O kendisi ya da ailesi için giyecek meyve ya da başka bir şey satın almadan önce bunların aynılarını alimler için satın alırdı."
Takvapsı, fetvasına da hakimdi. "İftâ"yı zaruret gördüğünden yapmaktaydı. Nitekim şöyle demektedir: "Eğer ilmin yok olmasından korkmasaydım kimseye fetva vermezdim. Fetva, insanlar için selamet olurken bana ciddi manada sorumluluk yüklemektedir."