Zübeyde Çolak

Zübeyde Çolak
Tek ömre binlerce hayat sığdırmaya çalışan bir okur
Dünya
27 okur puanı
Ağustos 2017 tarihinde katıldı
Puan vermedi·272 syf.··
2025 20. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Eylül 2025 11:22
Roman, “cesur yeni dünya” adı verilen yapay bir düzende geçiyor. İnsanlar laboratuvarlarda üretiliyor,sınıflara ayrılıyor ve daha doğar doğmaz hayatlarının nasıl şekilleneceği belirleniyor. Özgür irade, bireysellik, sanat, din ve aile gibi kavramlar yok edilmiş. Mutluluk ise “soma” adı verilen bir hapla sağlanıyor; düşünmek, sorgulamak, hissetmek yerine tek gereken şey uyum sağlamak. Bu dünyada herkes mutlu görünse de aslında kimse özgür değil. “Özgürlüğün olmadığı yerde mutluluk gerçekten var olabilir mi?” Lenina ve John’un hikâyesi bu soruya güçlü bir yanıt veriyor. Lenina, düzenin ürünü bir karakter; duygularını bastırmayı, hazla yetinmeyi ve yüzeysel bir mutluluğu seçiyor. Onun için bağ kurmak, derinlikli bir ilişki yaşamak değil; anlık keyif önemli. John ise tam tersine, gerçek aşkı, acısıyla ve çelişkisiyle birlikte yaşamak isteyen biri. Bu ikisinin karşılaşması,özgürlük ve mutluluk arasındaki gerilimi derinden hissettiriyor. Son sayfayı kapattığımda hissettiğim şey şuydu: İyi ki hâlâ düşünme, sorgulama ve hissetme özgürlüğüm var. Çünkü “Cesur Yeni Dünya”yı yaşamak hiç de uzak bir ihtimal değil.
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,1bin okunma
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Hayatın Raflarında Bir Yolculuk
Puan vermedi·296 syf.··
2025 19. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 20 Eylül 2025 21:44
Bazen gece yatağa uzandığımda düşünürdüm: “Acaba o gün başka bir karar verseydim, bugün kim olurdum?” Hayat bi kutu dolusu ihtimal gibi … Birini seçiyoruz, diğerlerini arkamızda bırakıyoruz. Gece Yarısı Kütüphanesi ise tam da o geride kalan ihtimalleri görünür kılan bir yolculuk. Matt Haig bize “yaşamı sevmek” üzerine şiir gibi bir ders veriyor. Kütüphane fikri masalsı, dili ise yalın ve akıcı. Bir roman okuyor gibi değil, sanki zihnimde yankılanan soruların tek tek cevabını buluyormuşum gibi hissettim. Ve en güzel yanı şu: Kitap bittiğinde, içinizdeki “keşke”lerin yükü hafifliyor. Hayatınıza daha sevgiyle bakmayı öğreniyorsunuz. Hadi sende bu kütüphanenin kapısını arala ve kendi gözlerinle gör :)
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202597,8bin okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2025 15. kitabı
“İnsan için iki trajedi vardır,” der Oscar Wilde. Birincisi arzularının tatmin olmaması, ikincisi ise tatmin olması. İçindeki boşluk dolduğunda ayrı bir çukurun içinde bulur kendini. Boş kaldığında ise okyanuslar kadar derin bir uçurumun… İnsan en çok da kendisini aldatır. Eylemin hem faili hem mefulü olduğu için mağruriyetle mağduriyeti aynı anda yaşar. Kendisini her aldattığında hem mağrur hem mağdur olur. Ne gariptir ki mağrur da aynı kökten gelir; “aldanma” demektir. Kişinin kendisini aldatmasının en kolay yolu; hadsiz bir özgüvenle olur. Her aldatma hikâyesi, bir güvenme hadisesi değil midir zaten? Şaire selam cevabımız şudur: … Yaşamak, her şeyden önce kendimizi aldatmaya karşı direnmekten başka nedir ki? (Syf:10)
Kendini Aldatan İnsanİmam Gazali · Ketebe Yayınevi · 20241,204 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2025 11. kitabı
Ben bu kitabı defalarca okudum. Hâlâ bitmedi. Bitmeyecek gibi. Basit ama derin. Kısa ama uzun. Çünkü Küçük Prens, sonu olmayan bir soru gibi: “Senin çiçeğin nerede şimdi?”
Küçük PrensAntoine de Saint-Exupéry · Can Çocuk Yayınları · 2015279,5bin okunma
Puan vermedi·83 syf.··
2025 10. kitabı
Bu kitabı okurken, bir romandan çok bir anıya tanıklık ediyormuşum gibi hissettim.Sayfalar ilerledikçe, yıllar önce kaybettiğim amcam da usulca oturdu yanıma. İvan’ın iç hesaplaşmaları derinleştikçe, amcamın hastalığın gölgesinde geçirdiği o suskun günleri duymaya başladım sanki. Satırların arasında bir yandan İvan’a üzülüyor gibi görünüyordum, ama aslında içimde başka bir özlem kabarıyordu: Amcama… Konuşamadığımız şeylere… Anlamaya çalışıp da hep eksik kalan o kırılgan duygulara. İvan’ın söyledikleriyle, sanki amcamın sessiz vedasına yeniden tanıklık ettim. Sonra birden, o çarpıcı soru çıktı karşıma: “Ya gerçekten de yaşamam gerektiği gibi yaşamadıysam? Bilinçli seçtiğim yaşamım… yanlışsa?” O satırda durdum. İvan sordu ama sanki amcam fısıldadı içimden. Belki o da, son günlerinde aynı soruyu sessizce kendine sormuştu. İvan öldü. Amcam da öldü. Ama o iç ses hâlâ bende yaşıyor: “Yaşadım mı gerçekten?”
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202260,9bin okunma