Albayim, masallar her zaman mutlu sonlarla doludur,
degil mi?
Belki de hayatin zorluklarina dair farkinda olmayan birgok kisiyiz.
Masallardaki gibi, her seyin mükemmel oldugunu dügünür, mutlu sonlarin
ardinda gergek bir gaba gerektigini göz ardi ederiz. Oysa ki, hayatimizin
bir masal gibi olmadigini, zorluklarla dolu oldugunu anlamak gerek.
Yaptıkları işlerin gizli kalmasını isteyenler bunda başarıya ulaşacaklardır. Kimse onların varlığıyla tedirgin olmayacaktır. Bir gün öldükleri zaman arkalarında küçük bir iz bir anı bir göz yaşı bir eser bırakmadan yok olacaklardır.
Hayattan çıkası olmayanların ölümden de çıkarı olmayacaktır. Ölüm bile onların adlarını duyurmaya yetmeyecektir. Herkesin mezarında günlerce menekşeler büyürken onların mezarını otlar bürüyecektir.
Sen bilmezsin ama Oğuz Atay demişti, sevmek yarıda kalan bir kitaba devam etmek gibi kolay bir iş değildi. İşte ben o büyük işe kalkıştım. Seni sevmek gibi büyük kocaman bir iş.. yanımdayken gülümsemesine bakıp içinden “Bu şimdi benim mi?” diye çaktırmadan sevinmek, ya da aradan çok zaman geçer bazen bir kaç mevsim, bir kaç insan, bir kaç anı, bir kaç acı.. Her şey biter, hesaplar ödenir, defter kapanır. Sonra olmadık zamanda, olmadık bir yerde saçma sapan bir karşılaşma olur. Sonra... Sonra bir şey olmaz. Çünkü hesap etmediğin bir kalbin vardır, o ne ayların ne yılların geçmesine aldırış etmeden ilk gün gibi taptaze seviyordur.. Omuzdan öpmek diye bir şey vardır. Yüküne ortağım der gibi. Öyle güzel.. Eğer bu aşk değilse ben sana daha önce kimsenin kimseye olmadığı bir şey oldum...🍂
#alıntı
İnsan yapısındaki çelişkiler onunla ölüme ne de sonsuza bir türlü dayanamadığını gösteriyor. Sonsuzlukta ölüm kadar Ürkütücü bir gerçektir. Sonsuzluk yalnız Allah’a dayanabileceği bir güçlüktür…