Müziğin ona verdiği, yakında gerçek bir ihtiyaç haline gelecek olan haz, gerçekten de böyle anlarda, çeşitli çeşitli kokular tecrübe etmekten, yani bizim için yaratılmamış olan, bize, gözlerimizle göremediğimizden şekilsiz, zihnimizden kavrayamadığımızdan anlamsız gelen, ancak tek duyumuzla ulaşabildiğimiz bir alemle temas kurmaktan alacağı hazza benziyordu.
Belki içimdeki yaratıcı inanç tükendiğinden, belki de gerçeklik ancak hafızada biçimlenebildiğinden, bana ilk kez gösterilen bir çiçeği gerçek bir çiçek gibi göremiyorum artık.
O dönemde tiyatroya aşıktım; platonik bir aşktı bu, çünkü annemle babam henüz tiyatroya gitmeme izin vermemişlerdi; hayalimdeki tiyatro ve orada yaşanan hazlar gerçeğe o kadar aykırıydı ki, her seyircinin, tıpkı bir stereoskopa bakar gibi, diğer seyircilerin de kendi başlarına seyrettikleri yüzlerce dekora benzeyen, ama kendine özel bir dekoru seyrettiğini zannederdim aşağı yukarı.