Sen kocaman çöllerde kalabalık gibisin,
Kocaman denizlerde ender bir balık gibisin.
Bir ısıtır, bir üşütür, bir ağlatır, bir güldürür;
Sen hem bir hastalık hem de sağlık gibisin
Çocuğun çevresinde hep tatlı dil, güler yüz görmesi gerekir diye bir kural yoktur. İnsanca duygular olan, kızgınlık, öfke gibi olumsuz duyguları da tanımalıdır.
Ancak, bu olumsuz duyguların nasıl dizginlendiğini, nasıl uygarca dışarı vurulduğunu da evinde öğrenir.
"Saldırganlığını sınırlayamayan bir baba, ya da öfke saçan bir anne, çocuğuna ölçülü olmayı öğretemez."
Çocuk öfkeyi de, kızgınlığı da, sevgi ve hoşgörüyü de evde görerek, yaşayarak öğrenir.
Sevgi, acıma, anlayışlı olma gibi duygular, öğütlerle aşılanabilir nitelikler değildir.
Ancak, anababa örnek alınarak, yavaş yavaş geliştirilir.
Anne babanın devamı çocuk önünde tartışmaları, kavgaları, evi terketmeleri, kovma, dövme sövmeler çocuğu son derece etkiler.
Mutsuz, endişeli ve güvensiz bir yaşamın tohumlarını atar. Onda karşılıklı sevgi ve saygının gelişmesini başta yıkabilir.
Aile çevresi çocuğun bu davranışları kazanmasında en etkili bir çevredir.
Çünkü çocuğun ilk öğrendiği ve hayatında en çok etkili olan örnekleri aile çevresinden alır.
Konuşma, yeme, içme, giyinme, oturma, yürümesi, sevdiği ve sevmediği şeyler, başka insanlarla nasıl ilişkiler kuracağını ilk olarak aile çevresinde gördüğü gibi yapar.
Çocuğun gelişme aşamasında anne-babanın çocuğa karşı yaklaşımı, ilerideki hayatında olumlu-olumsuz etkiyi doğuracak bir etkendir. (konuyla alakalı bkz. Yavuzer, Çocuk Psikolojisi, s. 145-160)·Kitabı okudu