İvan İlyiç, dedikleri gibi "le phenix de la famille" idi. Ne yaşlılar gibi soğuk ve resmiydi ne de gençler gibi umutsuzdu. Ortada bir yerdeydi, yani akıllı, enerjik, hoş ve nezih bir insandı.
"Meğer intikam, acının ilacı değil, acının ta kendisiymiş.”
Her adımda içindeki yaraları biraz daha kanatmıştı. Belki de bırakmalıydı. Bırakmalıydı kanlı hesaplarını. Çünkü ne zaman geçmişe dönse, sadece yeni yaralar kazanmıştı.
Bu bir intikam hikayesi değil.
Sessiz İntikam, silahların sustuğu ama yüreğin konuştuğu bir savaşın adı.
Ryder sustu...
Çünkü bazı acılar kelimelerle anlatılamaz.
Ama sustukça büyüdü içinde bir şey.
Ama kesin olan bir şey var:
Adalet onun için bir seçim değil, zorunluluk.
Kan dökmüyor, çünkü intikamı daha zeki oynuyor.
Bu, bir katilin değil, bir kahramanın karanlık yolu...
Her bölüm bir tokat gibi.
Her cümle bir iz bırakıyor.
Ve sonu?
Asla tahmin edemezsin.
Sessizlik bazen çığlıktan daha yüksek ses çıkarır.