İvan İlyiç, dedikleri gibi "le phenix de la famille" idi. Ne yaşlılar gibi soğuk ve resmiydi ne de gençler gibi umutsuzdu. Ortada bir yerdeydi, yani akıllı, enerjik, hoş ve nezih bir insandı.
"Meğer intikam, acının ilacı değil, acının ta kendisiymiş.”
Her adımda içindeki yaraları biraz daha kanatmıştı. Belki de bırakmalıydı. Bırakmalıydı kanlı hesaplarını. Çünkü ne zaman geçmişe dönse, sadece yeni yaralar kazanmıştı.