Her istediğimizi yapabileceğimizi sandığımız anlar vardır, önden gidebilir, geri dönebilirsiniz, bunların önemi yoktur. Öte yandan, anların sıkıştığı, yeniden başlamamızın olanaksız olduğu ve atışımızın boşa gitmemesi gerektiği başka anlar da vardır.
Eve doğru yürürken, genellikle baktığı şeylere bakmamış, bunun yerine, yürüdükçe, kuşları fark etmeye başlamıştı, yalnız görüntülerini değil seslerini de, öyle ki, bir kere kulağını onlara verdi mi etrafında sürekli kuş sesleri duyduğunu fark etmişti.
‘Eğer’ dedi, ‘ona gerçeği söyleseydin, ona, bak, sen yaşlısın, bücürsün ve şişkosun ve senden hoşlanmama rağmen burada olmamın gerçek nedeni teknenle gezmek istememdir deseydin...’ Elena gülmeye başlamıştı, bir yandan da menü ile yüzünü yelpazeliyordu, ‘... eğer ona bunları söylemiş olsaydın, anlıyor musun, buna karşılık sen de ondan bazı gerçekler duyardın. Eğer açıkyürekli olsaydın, karşılığında açıkyüreklilik bulurdun.’