Hedeflerimin en önemlilerinden biri de, kendi uygarlığımın, yani inandığım uygarlığin, hakikat olarak benimsediğim ve ta özünden kavrayarak ruhuma ve hayatıma geçirmeye, maletmeye niyet ve azm ettiğim islâm medeniyetinin kendini tam anlamıyla çağda yansır bulmasıdır. Yani onu çağa uydurmak değil, çağın ona uymasına çalışmak.
Evet, inancıma göre, müslüman, inanmış kişi, daima çağdaş olmalı. Ama neyle çağdaş olmalı?
Başkalarıyla çağdaş olmak değil, burada kasdettiğimiz çağdaşlık. Kendi kendisiyle çağdaş olmalı İdeal islâmla çağdaş olmaya çalışmalı sürekli olarak.
Her islâm insanı, gücü ve yeteneği ölçüsünde, adeta bütün imâni bir anda elinden alınmış da ye lniden ona kavuşmak için olağanüstü araştırma ve girişimlere dalmış kişidir. Onu tekrar bulmak için fizikte, fizikötesinde bütün sırlı düğmelere, tuşlara dokunan kişi. O arayacak, arayacak ve sonunda Allah'ın lütfuyla yeniden imânını bulacaktır. Baştan da bulsa, veya hiç yitirmese, gerçekte, bu arayış, bu yoklayış hızla olup bitmiştir. Zaman hızla aradan çekilmiştir yani.
Statik inançlı ve eylemli olmayacaksın. Dinamik olacaksın. Namazın da meşale olacak, orucun da. Zekâtın, haccın da dinamik olacak. İslâm entelijansiyasını kuracaksın. İslâm sana, et, kemik, deri gibi, hatta, ciğer, ilik, kalb, beyin olacak, hatta zeka, zihin ve ruh olacaktır.