...
Anlamsız hareketler seyrediyorduk sokaklarda
şemsiyeler boşuna tutuluyordu yağmurlara
ve utanmak Tanrı tarafından tanınmamıştı orospulara
İşte o zaman güneş soğuktu.
Bereket toprakları yoktu,
Çöllerde yeşillikler kurumuştu,
balıklar denizlerde kurumuştu ve toprak çatlıyordu ölülerini dışarı atıyordu.
Pencereden seyrettiğimiz hep karaydı
fesleğenlerimiz çiçeklenmiyordu
Kimse aşkı düşünmüyordu
Kimse aşık olmak istemiyordu
Kimse hiçbir şey düşünmüyordu
kimse hiçbir şey olmak istemiyordu.
Çırılçıplaktım o zamanlar.
Çırılçıplağım ben
Çıplak
Çırılçıplak.
Sevgi sözcüklerinin arasından sessizlikler kadar çıplak
aşktan aşktan aşktan
ve sen ey sevgili
Çırılçıplaksın
Çıplak
Çırılçıplak
Aşktan aşktan aşktan.
…
Belki bir gün
Yollar ki senle biter
Yillar ki yaninda
Bir tenhada durmus
Yüregim yüreginde dinlenmekte
Ve gigeklerim senin mevsiminde açmakta.
…
Ve ben
Maglubum.
Seninleyken
mevsimlerin ne kadar uzun
ne kadar kısa olduğunu bilemezsin
ve seninle aydınlanan güne seninle kararan geceye anlam veremezsin
bütün güneşi üstüne emen sen ve bir çağ açıp bir çağ kapatan saçların rüzgarla dansı
tut ki yorulmuşsun ve yorgunluğunun bir anlamı var tut ki çaresiz düşmekte kirpiklerin yere
tut ki bir kuvvet doğsun bir annenin merhameti kadar çok
memenden çıkan süt kadar temiz olsun yer yüzü
topraklar filizlensin sen güldükçe
sen yürüdükçe bir annenin rahmine düşsün bir tomurcuk ve sen baktıkça başımız arşa değsin
sen kadın
bir sağ kavgası
bir sol kavgası
bir duvar
bir anıt
orta Asya’da mezar
Afrika açlık
Avrupa’da bir dilek çeşmesi
Amerika’da keşifsin
sen ki bir çağ açıp bir çağ kapatan
baktıkça büyüyen ilahi bir kudretsin.