"Ne kadar kırık , dökük olsa da kalbimiz,
Bir yanımız taze badem çiçeği ,
Bir yanımız körpe gelincik...
Bahara meyilliyiz azizim,
bahara meyilliyiz...
O yüzdendir,
Buğulu gözlerdeki ,
Acemi çocuk gülüşlerimiz...
✍ Tuğba Baş.
Acı çekmek ne demekmiş asıl şimdi anlıyordum. Acı çekmek bayılana dek dayak yemek değildi. Ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş attırmak değildi. Asıl acı, kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi. Kolları, başı hep dermansız bırakan, yastıkta öbür yana dönme isteğini bile söndüren bir şey.
Şimdi konuşmuyorum, seneler sonra da konuşmayacağım. Hiçbir zaman karşılarına geçip intikam almayacağım. Düştüklerinde iyi olmuş bile demeyeceğim. Benim kelimelerim sesimden çıkıp kimseye çarpmayacak. Keşke bunun anlamını biraz olsun bilseydiniz.
Şimdi yüreğini paramparça eden bu acıdan hiçbir iz kalmayacak. Öyle bir unutacaksın ki sen bile şaşıracaksın "nasıl unutabildim" diye. Dünyanın kanunudur: "Ne hüzün devamlıdır ne de sevinç..."