insanlarla o kadar içten birlikte oluyoruz ki, bunun yaşam boyu sürecek bir bağ olduğunu sanıyoruz ve onlar birden bir anda gözden ve gönülden uzaklaşıyorlar, gerçek bu...
Devir hep daha fazla kazanma devri.yeniyi, daha iyiyi alma; paranın güç sayıldığı, güçsüzlüğün ise pahalıya patladığı günlerden geçiyoruz.Geleceğin kaygılarına veya geçmişin götürdüklerine o kadar alakadarız ki; şu anın barındırdığı güzellikeri gözden kaçırıyoruz. Ölümlü dünya söylemimiz de bile artık samimiyet yok. Fanilik kavramı cenazeden cenazeye hatırlanan bir kamu spotu olmuş hayatımızda. Kısır bir döngüdeyiz, bir türlü gidemiyoruz.
Oysa tam da şu dakika gitmek gerek. Buralardan, bu zaman döngüsünden, bu yerlerden, herkesten ve herşeyden... Kutlu bir gidiş olmalı. İşi gücü, aşkları, hırsları, hesapları, insanları, insancıkları hatta kendini bile bir kenara bırakıp bilmediğin yollara, dinlemediğin şarkılara dokunmadığın tenlere dalmalı. Acıları vestiyere asıp çıkmalı kapıdan. Kapıyı defalarca kitlemeli arkadan. Çünkü peşine takılmamalı hiçbir acı.
Eskimiş bir sırt çantasına biraz iyliklerini, biraz fedakârlıklarını, biraz da ne olursa olsun hayata karşı yitirmediğin sevgini koymalı. Ama biraz! Eğer yükün ağır olursa yolun da kısalır.
Gitmek gerek...
Tamda şu an gitmek gerek...
Evden bakkala çıkar gibi...
Terliklerinle...
Nereyesi olmayan bir gidiş olmalı bu...
Dönmek mi?
Nasip....
Bu yaşadığımızın hayatın dışında, elbet bir gün kavuşabileceğimiz, kavuşmayı düşlediğimiz; kavuşursak onu gönülden sevebileceğimiz, kavuşmasak bile en kötü ihtimalle de o düşlenenin hayalinde yaşayabildiğimiz bir hayat olmalı. Zaman akıyor ve akıntısında tazeliğimizi, gülüşlerimizi, güzellikten yana akan ne varsa sürükleyip götürüyor. Bunca tekdüzelliğin içerisinde bir tek arayışlarımız direnecektir zaman denen evvelliyatsıza. Yoksa nasıl tahammül edebiliriz bize biçilen talihe, birgün yok olup gideceğimiz gerçeğine. Nasıl tahammül ederiz nefes almaya...
Bak o en büyük şair bile nasıl haykırıyor sana; "kimse yıllarını yerine koymayacak, kimse sana yıllarını geri vermeyecek. Ömür başladığı yoldan gidecek ne kendi rotasını değiştirecek ne de dümeni tümüyle eline alacak. Gürültü yapmayacak, hızına dair seni uyarmayacak, sessizce kayıp gidecek, ne bir kralın buyruğuyla ne de halkın beğenisiyle geciktirecek."