Bahar

Puan vermedi·%32 (234/712 syf.)··
Beğendi
Fazla söze gerek yok, Neil Gaiman hayranı olduğum halde bu kitabı yarıda bırakıyorum. Daha kitabın ilk sayfalarında içimi bir huzursuzluk kapladı. Uzun zamandır okumak için heyecanlandığım, konusu, karakterleri fazlasıyla ilgimi çeken kitap satır satır beni germeye başladı. Akıcı yazılmış bir kitapta sürekli bir cumleyi bir çok kez okuma ihtiyacı hissettim. Ve daha onuncu sayfada çevirinin tam bir felaket olduğunu anlasam da suçu kendime attım, direndim resmen ıkındım ama kitabı çevirisinin full kusurlu bulduğum için bırakıyorum. Bu kitabın Niran Elçi'nin çevirdiği kısmını asla okumayın. 3 gündür okuma keyfim nasıl kaçtı anlatamam. Kitap diziye uyarlandı ve senaryosunu Neil Gaiman yazıyor yine. İlk bölüme bayıldım. Diziyi bitirdikten sonra kitabı bir de orijinal dilinde okuyacağım. ithaki yayınlarının Niran Elçi'nin benim gibi süper lise mezunu birinin bile yapmayacağı hatalarla dolu skandal çevirisine onay vermesine de pes!!! Belki de kitabın baskısının artık olmamasının sebebi budur. Şu an telefondan yazıyorum bilgisayarımın başına geçtiğimde çeviriye neden bu kadar kafayı taktığımı örnekleriyle birlikte yazacağım.
Amerikan TanrılarıNeil Gaiman · İthaki Yayınları · 20181,311 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2019 10. kitabı
#dnr #canyayınları #7lirakampanyası nın en hoş sürpriziydin benim için. alayım mı almayayım mı diye tereddüt eden, gözünden kaçıran, daha önce #yektakopan adını duydum ama hiç kitabını okumadım diyen varsa HEMEN koşsun, alsın kitabı. Daha önce ben de Yekta Kopan'ın hiçbir kitabını okumamıştım. Ve o kadar etkilendim ki kaleminden fırsat buldukça değil, mutlak bir fırsat yaratıp tüm kitaplarını okumak istiyorum
Sakın Oraya GitmeYekta Kopan · Can Yayınları · 20161,025 okunma
6/10
·115 syf.··
2019 1. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 09 Mart 2019 21:57
‘’Uçan Tabut’’ kitabını ilk kez Ayşe Arman’ın röportajında duydum. Açıkçası kitap hakkında ‘’son zamanlarda okuduğum açık ara en sıkı kitap’’ yorumunu duyunca elbette içimi karşı konulamaz bir okuma merakı sardı. Okumayı seviyorsanız ve yeni şeyler keşfetmeye de bayılıyorsanız içimdeki iştahı çok iyi anlayacaksınız. Genelde eğer almak istediğim bir aylık sürede birkaç kitabı geçmiyorsa internetten sipariş etmek yerine kitabevlerini gezerek almayı tercih ederim. Ama o hafta sanırım yoğunluktan kitabı almak hiç aklıma bile gelmedi taaa ki alakasız bir iş için evimin yakınındaki kitabevine gidene kadar. Aldığım kırtasiye malzemelerinin ücretini öderken kasanın önünde nazlı nazlı duran ‘’Uçan Tabut’u hemen satın aldım. Ve sanki gönlünü almak istercesine oturdum o akşam hemen okumaya başladım. Aslında daha kitaba başlamadan yazara ve ilk kitabını bastırma çabasına bir sempatim oluşmuştu. İçimden ona hak vermeler, ‘’tabi canım ya kim bilir kaç kere yayın evlerinden gelen bir cevap var mı diye bin heves açtın baktın mail kutunu’’ diye empati yapmalar... Daldım kitabın içine. Kitap kişilerden kişilere açılan hikayelerle ilerlerken ben de odadan odaya geçmeye başladım. İlk 33 sayfa gayet beğendim. Zaten okurken bana geçen his tam olarak şuydu. Hatun oturmuş bilgisayarının başına, sağına soluna bakmadan dümdüz yazmaya başlamış. Aslında dediğim gibi ilk başta bu hoşuma giden bir şey oldu. Ama Selin’in kız kardeşi Nilay’dan sonra bir yalpalama bir savrulma ve ipin ucunu bulamama durumları ki sormayın. Şimdi şunun şurasında hepimiz daha dün düşmedik kitap okuma sevdasına değil mi? Ben bu kitabı tavsiye üzerine okumak istesem de almadan önce fikir sahibi olabilmek için arkasını çevirdim okudum. Tam olarak şu yazıyor: ‘’New York’tan yurda getirilen bir cenazenin ekseninde gelişen
Uçan TabutPınar Eğilmez · Doğan Kitap · 2018808 okunma