Tehdit edilme duygusu ve bunun yolaçtığı tepkisel şiddet çoğu zaman gerçeklikten değil ınsan zihninin bulandırılmasından doğar, si-yasal ve dinsel önderler düşman tarafından tehdit edildiklerine inan-dırarak yandaşlarında tepkisel düşmanlıktan doğan öznel bir karşı-koyma duygusu yaratırlar.
Herhangi bir savaşın savunma amacıyla yapıldığı izlenimini vermeye çalışmak iki şeyi ortaya çıkarır. Bunların birincisi, en uygar ülkelerde bile insanların çoğunluğunun yaşamlarını, özgürlüklerini koruma amacı dışında ölmeye ve öldürmeye zorlanamadıklarıdır, ikincisi de milyonlarca in-sanı saldırı tehlikesiyle karşı karşıya bulunduklarına, bu yüzden de kendilerini savunmaları gerektiğine inandırmanın zor olmadığıdır.