Velhasıl ben yine benim, değişmedim.
Değişmek diye bor şey var mı, ondan bile emin değilim. Fakat devam etmek var, denemek var. Geçmişi yok saymadan ama bir mezar misali içine kıvrılmak yerine albümdeki fotoğraflara bakar gibi dışarıdan bakmayı deneyerek. Oldu ve geçti diyerek. Bir annenin tökezleyip yüzüstü kapaklanan evladını yerden kaldırırken söyleyeceği gibi , geçti, geçti,geçti.
Japonlar
Değer verdikleri bir eşya kırıldığında , kendilerine bakmayı sevdikleri bir ayna ya da anneannelerinden miras bir vazo mesela , tamir ederlerken kırılan parçanın yerini altın tozuyla doldururlarmış. Hiç kırılmamış gibi görünmesini değil , aksine kırılıp yapıştığı yerin parlamasını isterlermiş. Bir eşya bir insan bir ruh yaralandığında yüklendiği hatıraların , kıymetini arttırdığını inanırlarmış.