Zeynep Güney

Böyle bir ülke bulursam, oraya gitmek isterim. Neden mi? Medeniyet götürmek için. Zira ben Mogadiyalıyım, doğruyum, gayretkeşim. Zira Kubur dinindenim: Gıybet yapmam, kula hakkı yemem. "Senin dinin sana, benim dinim bana" der, kimsenin inancına karışmam, kula kulluk etmem. Zira ben Tamuloğullarının torunuyum, adilim, hoşgörülüyüm, kültür mozaiğiyim. Zira o ülkede yaşayanların bana ihtiyaçları var. Zira ben Mogadiya çocuğuyum, delikanlıyım, medeniyetler arasındaki köprüyüm. Öyle bir ülkeyi ancak ben kurtarabilirim.
Sayfa 73·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
hayaldi...
"Bir ülke hayal ediyorum... Kendine edilen zulmü kınayıp başkalarına edilen zulmü kınayana "ukala", zulme ortak olup vicdan muhasebesi yapmaya kalkana "dönek", "hain", arsızca gıybet yapana "delikanlı", hırsıza "girişimci", katile "kahraman", yediği kul hakkının ucundan koklatana "hayırsever", rüşvet almayana yahut vergi kaçırmayana "enayi", rüşvete "hediye", dogmalardan şüphe edene "dar kafalı", felsefeyle uğraşana "dinsiz", bir şeyleri iyileştirmeye çalışana "toplum düşmanı", "düzen bozucu", toprağa "servet", ağaca "odun", tarihe "ideal gelecek", insanlara sayısı arttıkça ucuzlayan işgücü gözüyle bakılan bir ülke. Sanatsız bir ülke hayal ediyorum, sanatçıların yakıldığı, yakanların elini kolunu sallaya sallaya dolaştığı bir ülke. İnsanların birbirlerinden korkarak yaşadıkları, birbirlerini öldürdükleri... Telefonda konuşurken dinlendikleri düşüncesiyle tedirgin oldukları, "yerin kulağı var" diye fısıldaşmaya başladıkları bir ülke. Hükümet kimin eline geçerse kendi taraftarları dışındaki herkesi ezdiği, susturduğu, sürgün ettiği, kadroların her iktidarla değiştiği, süreklilik arz eden hiçbir politikası olmayan, belleksiz, nefret dolu, yalakalığın, kayırmacılığın "sen benim kim olduğumu biliyor musun?"ların hakim olduğu, darbe yanlılarına "demokrat", demokratlara "kişiliksiz", din tüccarlarına "dindar", dindarlara "yobaz", ırkçılara "milliyetçi", milliyetçilere "faşist", ateistlere "sapık", sapıklara "şeyh", hak isteyene "komünist", komüniste "düşman", itiraz edene "anarşist"... denen bir ülke. İnsanın sevmeyi unuttuğu, herkesin herkesi düşman bellediği ve yalnızca kendine benzeyenleri vatansever saydığı bir ülke hayal ediyorum. Çoğunluktan farklı olanların konuşamadığı, ezildiği bir ülke... Öyle bir ülke hayal ediyorum ki, çocuk yaşta kızlara toplu tecavüz edilsin,
Sayfa 72·Kitabı okudu
İşte o gençlere de sorduk ağacın kesilmesine itiraz ettiklerinde. Ahanda şu ormanlar kesilirken neredeydiniz? Utanmadan sıkılmadan daha doğmamıştık dediler. Daha doğmamışlarmış! İşine gelmedi mi doğmazsın tabi... Neden bunlar? Cevabı basit: Demokrasiyi bilmeyorlar. Bilmeyorlar. Halbuki sandık deyu bir şey var. Atarsın içine oyu. Ha sayımdan önde sandık değişebilir o ayrı. Sandık yarı dolu gelebilir o ayrı. Sonuçları değerlendiren bilgisayar programı ayarlanabilir o ayrı. Ha gerekli çıkar ilişkileri kurulup sermaye desteği sağlandıktan sonra oy satın alınabilir o ayrı. Ha cemaat toplumlarında rüşvet verilen cemaat liderlerinin sürüleri babacıkları ne derse onu yaparlar o ayrı. Ha tepen atarsa oyları da açık attırır sana oy vermeyenleri idam edebilirsin o ayrı. Ama sandık varsa Demokrasi vardır. Sandık demek demokrasi demektir.
Sayfa 69·Kitabı okudu
Bir ele tutunuyordu. Evet, evet... tutmuyordu o eli, düpedüz tutunuyordu.
Sayfa 83·Kitabı okudu
Artık karışmıyorum hiçbir şeye, öykü kendini yazıyor.
Sayfa 82·Kitabı okudu