Ucu bağlanmamış, şişirilip havaya bırakılmış bir balon gibi bir yandan sönüyor bir yandan oradan oraya savruluyorum. Öyle bir noktaya geldim öyle yoruldum ki bir zamanlar en büyük hayalim havada süzülmek iken şimdi tek dileğim sönüp yere inmek.
Otobüsün en arkasında, sınıfın en sığ köşesinde, hastane koridorlarının en tenha tarafında oturanlar, bekleyenler bilir içimize attıklarımızın ne kadar ağır olduğunu. İnsanın içi dolup taşarken insanlardan kaçıyor, çünkü etrafında içindeki ağırlığın da oturabileceği bir boşluk olsun istiyor.