Ölümün çehresi karşısında, hayattan gittikçe daha da uzaklaşarak nasıl yaşanılır, kurtarılması imkansız olan nasıl kurtarılır? Anı olarak bile. Sonra tüm bu bireysel geçmiş nereye gider?
Kokulara doğrudan ad vermemiz sağlanmamış. Hep kıyaslayarak hep tarif ederek. Menekşe, kızarmış ekmek, yosun, yağmur, ölü kedi kokuyor... Ama menekşe, ekmek, yosun, yağmur ve ölü kedi koku isimleri değil. Ne adaletsizlik. Ya da bu imkansızlığın altında anlayamadığımız başka bir alamet gizleniyor...
Fotoğrafçılardan öyle sonrası ışığının pozlama için en uygun ışık olduğunu biliyorum. Sabah ışığı hâlâ genç ve keskindir. Öğle sonrası ışığı yaşlı, yorgun ve yavaştır. Dünyanın ve insanın gerçek hayatı birkaç öğle sonrasıyla -dünyanın öyle sonrası olan birkaç öğle sonrasının ışığıyla- anlatılabilir.