Ana kitap Nuri Conker'in Zabit ve Kumandan (Subay ve Komutan) adlı kitabıdır. Atatürk bunu okuyor ve o kitaba cevaben bir şeyler not ediyor, sonrasında Zabit Ve Kumandan ile Hasbihal (Söyleşi) adıyla yayımlanıyor. Ayrıca kitabın bir sayfası orijinal metin, diğeri günümüz Türkçesi
Okurken, ikisinin de ne kadar büyük ve yüce askerler olduğunu anladım bir kez daha. Düşünce tarzları ve vatan aşkları bizden kat be kat farklı ve derin. (Zaten!)
Kitap tam bir askerlik kılavuzu. Bir subay nasıl davranmalı veya davranmamalı, asker ne demek, görevi nedir,ne değildir, itaat etmek, taaruz etmek, savunma yapmak; bütün bunları derin derin kendilerini de eleştirerek açıklıyorlar ama çok yalın bir şekilde.
Balkan Savaşı'ndan yeni çıkılmış, kayıplar madden ve özellikle mânen çok büyük ve bu yüce subaylar Türk askerinin nelerde eksik olduğunu ve nasıl düzeltilmesi gerektiğini anlatıyorlar. O dönem askerlerinin ruhunu beğenmiyor mesela Nuri Conker... "Ah" dedim acı acı... :)
O kadar iyiydi ki... Askeriyede neden mantık aranmaz, neden koşullar hep kötü diye eleştirirdim hep ama artık anladım. Tabi bütün kitap askeriyenin ve savaşın koşullarından bahsettiği için boğuldum ve savaşların ne mantıksız ne gereksiz olduğunu birkaç kez daha düşündüm.
Eh, Atam da boşuna dememiş "Milletin hayatı tehliye maaruz kalmadıkça savaş bir cinayettir" diye...
O kadar korkunç manzara ve psikolojik durumlara maaruz kaldıktan sonra hayata devam edebilmek, üstüne bir de vatan-millet oluşturabilmek akıl almaz bir güç. Sırf bu yüzden bile saygı ve sevgi duyulmalı!
Velhasıl kelam; ben kız halimle askerliğimi yaptım arkadaşlar ve kumandanlarım Mustafa Kemal ve Nuri Conker idi.
Var olsunlar...
(Not: Yarın 10 Kasım. O, hiç ölmedi.)