◆ Sadegül Kuru ◇ SADEceGÜLümse ◆

◆ Sadegül Kuru ◇ SADEceGÜLümse ◆
@ZeynaRei
> Güçlü insanlar her şeyde kazananlar değil, Düştüklerinde kalkabilenlerdir... < Düştüğümde kalkmamı, kimseden yardım beklemeden kendime yetebileceğimi anlamamı sağlayan kahramanlara sevgiyle... #zeyna #rei
"Boşanmak. Bu sözcük başlı başına bir kabustu. Çok büyük, korkulu, aşılması imkansız. En dipte durmuş yukarı, yukarı, daha yukarı bakıyor, ama en üstü göremiyordum. Ne kadar büyük olduğuna dair gerçekçi bir düşüncem yokken nasıl çıkabilirdim yukarı? Everest kadar yüksek olan bu sözcüğün eteğinde durduğum yerde başımı eğip, sonunu, ne kadar uzağa gittiğini görmek, son harf olan A'yı görebilecek miyim diye anlamak için sağıma baktım, ama hayır, çok uzaktaydı, uzayıp gidiyordu. Üstünden aşmak ya da çevresinden dolaşmak veya içinden geçmek mümkün değildi. Ve buradan dehşet verici görünüyordu. Uzun, karanlık tünellerden geçmek için mücadele verecek, tökezleyerek, düşerek, canım acıyarak yolumu bulacakmışım gibi geliyordu ve geri dönmek, belki de sadece, tüm bunları yeniden yaşamak demek olacaktı ve bu sefer daha da korkunç gelecekti, çünkü öbür tarafa nasıl geçeceğimi bilemeyecektim."
Reklam
"Ansızın bedenimden çıktım, sokak lambasının tepesine kondum, oradan ikimize baktım. Kendimi gayet net görebiliyordum. Bozulan burgu örgülerimi düzeltmek için saçlarımı yıkayıp yeniden örmem gerekiyordu. Cildim matlaşmış, leke leke olmuştu, gözlerim ovuşturup durmaktan kıpkırmızı kesilmiş, sürekli ısırdığım, sıktığım dudaklarım kurumuş, kilo vermiştim, kıyafetlerim üstümden dökülmeye başlamıştı. Scott'ın gördüğü şel buydu işte, gördüğünü söylediği ve kusurlu bulduğu şey buydu. -Bunu söylemeni bekliyordum, biliyor musun? Ve evlendiğim, yıllarca sevdiğim bunu söyleseydi perişan olurdum, ama sen söyleyince vız gelip tırıs gidiyor. -Ne diyorsun sen? Evlendiğin adam benim. Küçümseme sırası bendeydi, ama yüzümden belli olup olmadığından emin değildim. -Benim evlendiğim adam porno izlemezdi, para delisi değildi ve ne pahasına olursa olsun yakışıklı olacağım diye takıntı yapmazdı. Nazikti, bana sarılışı, öpüşleri hep sevişmeyle noktalanmazdı. Porno tarzı seksle tabii. Benim evlendiğim adam konuşurken beni dinler, çocukları doğduğunda ağlar, sırf bu yüzden arada bir elimi tutardı. Benim evlendiğim adam bir defasında, evsizler yararına satılan Big Issue gazetesini satan adama beş pound vermişti, çünkü hava çok soğuktu ve adamcağız bir fincan sıcak kahve içsin istemişti. Benim evlendiğim adam adımı yıldızlara yazardı. Bana Brighton sahilinden yüzlerce çakıl taşı toplamıştı laf olsun diye, sonra sahilin ekosistemini bozmamak için onları geri götürmüştü. Benim evlendiğim adam, çimden çok çamurla kaplı bahçede kızlarla atçılık oynamış, en sevdiği pantolonunu çöpe atmak zorunda kalmıştı. Kızlarından biri su çiçeği olunca, kaşınmasın diye bir hafta boyunca geceleri başında beklemiş, ateşini ölçmüş, ona masallar okumuştu. Sen o adam değilsin..."
"Kendiniz için en iyisini sizin bildiğinizi düşündüğünüz ve istediğiniz gibi bir hayat yaşamaya çalıştığınız zaman böyle mi oluyordu? Olabildiğince büyük ya da önemsiz olabilecek sonuçlara katlanmaya zorlanıyordunuz. Benim durumumda ise bu sonuçlar Anansy'nin diliyle, devasa-cayipti. O kadar büyüktü ki bu sonuçlar , güneş sisteminin, bir zamanlar bana topladığı yıldızları bile silip süpürebilirdi."
" -Bayan Challey, Bayan Kemini'nin saldırıya uğradığı iddia edilen gecenin ertesinde koşuya neden yalnız çıktığınızı söylemediniz. -O, şey, uyuya kaldığını söyledi Bu çok saçma bir bahaneydi, çünkü onu tanıdığım süre boyunca Mirabelle hiç uyuyakalmamıştı, hiçbir yere gecikmemişti. O gün daha sonra mesaj gönderip ayağını burktuğunu, bir kaç gün koşamayacağını söylemişti. -Evine gidip kontrol ettiniz mi? -Neden edeyim? -Ona inandınız mı? -Neden inanmayayım? Kadın polis yine gülümsedi, -Sahi, neden? Başımı eğdim, hala ceketimin koluna sıkılıyordu canım. Daha da çok sökülmüştü. Sökülüyordu. Her şey çözülüyordu - Uyuyakalmışım. Sen bensiz git..."
"Aramaya korkuyordum, çünkü kötü bir şey olduysa, çok kötü bir şey olduğu kesindi."
Reklam