Hiçbir karakterin iyi olmadığını düşündüğüm bir kitap oldu benim için kitabın anlatıcısı Nelly bile aslında iyi değildi bir kahya olmasına rağmen bu kadar fazla olayın içinde olması kızlara annelik ediyor gibi yönetip arkalarından iş çevirme ve onları tehdit etme vs durumları bana neden dedirtti.
Aşkı anlatan kitap olarak düşünerek elime alıp asla aşkı değil aşkın nefrete tutkunun lanete dönüştüğü ve bunun sonraki kuşakları bile etkileyen bir intikam halini alması hayal kırıklığı değil beklentilerimden farklı olup beni şaşırttı.
Asla sonu gelmeyen ve iyiliğe dönüşmeyen bir kötülük, bu duygunun bir sınırı bir yumuşama ânı bile olmaz mı be adam, sevdiğin kadın öldüğünde "azap içinde uyur umarım" ne demek. Bu adamın acıma duygusu yok kendisine bile hatta duygularının bir sınırı da yok böyle bir karakteri yaratacak ne yaşadın Emily.
Karakterlerin fazla ve isimlerinin benzer olması okurken olaydan kopmalara sebep oluyordu ve anlamam zorlaşıyordu bu kadar benzer isimlere ve olayları karmaşıklaştırmaya gerek yoktu.
1800'lerin de esintilerini görebiliyoruz. Özellikle tüberküloz sebebiyle yaşanan ölümleri ki yazarımız ve kardeşleri de bu sebepten öldü. Aslında yazarın ilk kitabı olmasına rağmen kalemini çok başarılı buldum. Betimlemeler akışta yaşayacağımız duyguları gayet güzel veriyordu. Havanın hep soğuk, kasvetli ve huzursuz olmasından. Kötünün hep kötü olarak kalması ve bir aşk değil nefret ve intikamlarla dolu bir kitap olması Emily Bronte'i kendi dönemindeki yazarlardan farklı kılıyor.