Fotoğrafı kibritli çerçeveden çıkarttım.Artık yanmazdı. Ama hâlâ beni mutsuz eden bir şey vardı sanki. Uzun uzun baktım, yüzler kaybolana kadar, arka tarafta görünen bayrak direği kendiliğinden sallanana kadar baktım okulun ilk günü okul bahçesinde dikilen babam ve bana...Olanların ötesinde, olmayanı, aslında olup da orada olmayanı gördüm. ANNEM yoktu...
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Biz otururken yaşlı bir adam babamın omzuna dokundu. Arkadaşının babasıymış. "Nasılsın Faruk amca ?"diye sordu babam "Ne olsun be Nevzat, yavaş yavaş ölüme yürüyoruz iste"dedi adam.Sonra gitti Faruk amca. Babam arkasından "onu öldürecek olan şeyin yaşlanmak olduğunu zannediyor " dedi ,"oysa insanı yavaş yavaş öldüren şey yanlış bir evliliktir "
Annemin elini en son Ne Zaman tuttuğumu hatırlayamıyordum. Ne tuhaf ,çocukken bırakmaktan ölesiye korktuğun eli, büyüdüğünde tutunca garipsiyordun. İnsan büyüdükçe elini çekiyordu annesinden...
Anne ve babamın kaçıncı yılın içinde olduklarını hesaplamak icin, içinde bulunduğumuz yıldan evlendikleri yılı çıkartmamıza hiç gerek olmadı . Salondaki konsolun üzerinde duran çay bardaklarının sayısı , onların birlikte geçirdikleri yılların sayısına eşitti...