Bu şehirde benim için en anlamlı yer neresi biliyor musun Tobias?" Sustu, bir süre bekledi. "Doğduğum,
kanal kıyısındaki o bahçeli güzel ev değil, o şahane göllerimiz değil, muhteşem Tea Garten da değil, hatta zengin
müzelerimiz de değil, bu şehirde en anlamlı yer Holokost
Anıtı'dır. Niye biliyor musun? Çünkü o anıt Berlin'in ruhunu temsil ediyor. Evet, o anıt, kendisiyle yüzleşebilen
şahsiyetli bir şehrin, güçlü bir ulusun varlığını kanıtlıyor.
Hitler'in kendini vurduğu sığınağın biraz ilerisine dikilen o
anit, trajik hatalarının üzerini kapatmaya çalışan korkak ve
bencil insanlar topluluğunu değil, işlenen tarihsel suçu kabul eden, bunun bir daha olmaması için çabalayan cesur bir
halkı simgeliyor. İşte benim bu şehirle övünmemi sağlayan
en önemli mekân, soykırım kurbanlarının anısına dikilen o
anıttır. Bu anıtın yapılması için mücadele veren insanlarla
aynı şehirde yaşıyor olmak bile bana gurur veriyor."