Zeynep

Zeynep
@Zeynep164
Okumak iyidir.

Zeynep

, bir kitabı yarım bıraktı
%14 (56/400 syf.)
Sandy Tolan
7.9/10 · 7,8bin okunma
Reklam
Bu uğursuz, varlığın diğer çocuklardan tek eksiği bir parça kemik ve kıkırdak, bir parmak uzunluğunda etti. Fakat doğa bizi yasalarındaki ahenge, uyuma öyle bir alıştırmıştır ki, onun görmeye alışık olduğumuz uyumundaki en ufak bir kayma bizi tiksindirir, korkutur; bu nedenle Yaradan'ın her hatası yanlış yaratılmış bu varlığa karşı -her ne kadar bir haksızlık ise de ne yazık ki çözümü yoktur- içimizde öfke uyandırır Daha da kötüsü tiksintimizi onu özensiz yaratana değil, hiçbir suçu günahı olmayan eserine yöneltiriz: Sakat ve biçimsiz varlık yeterince sıkıntısı, derdi yokmuş gibi sağlıklı ve kusursuz varlıkların nahoş davranışlarına da katlanmak zorunda kalır. Bu nedenle şaşı bir göz, yamuk bir dudak, yarılmış bir ağız gibi doğanın bir kereliğine yaptığı bir hata, bir insanın gittikçe artan acısına, ruhunda onarılmayacak yaraya dönüşebilir; etrafımızı saran, dünya dediğimiz ve inanmakta güçlük çektiğimiz gezegendeki anlam ve adalete olan inancımızı şeytani bir felakete dönüştürür.
Sayfa 22
"Başka çarem yok." dedi. "Hayat, başka seçenek bırakmadı bana."
Sayfa 502
Daha doğrusu Almanya'ya gelenler artık bu ülkede yaşayan insanlara hiç benzemiyordu. Aynı dili konuşsalar, aynı dine inansalar bile çok farklılaşmışlardı. Yıllar önce Almanya'ya gelen Anadolulular, devasa bir ağacın kesilmiş bir dalı gibiydi. Ağaç yaralanmasına rağmen bundan hiç etkilenmemişti , fakat gövdesinden ayrılan dal, farklı bir iklimde boy vermeye başlamış, emdiği su, büyüdüğü toprak, serpildiği hava onu bambaşka bir ağaca dönüştürmüştü. Onlar artık ne Alman'dı ne de Türk. Bu olumsuz bir durum muydu,ondan da emin değildi Yıldız. Aslında her iki kültür bilinirse, özümsenirse, avantaj bile olabilirdi. Arada kalmak en kötüsüydü. Ne Alman, ne Türk olmak. Ne yazık ki Almanya'daki göçmenlerin çoğu böyleydi. Türkiye'yi özlediklerini söylüyorlardı ama burunlarında tüten o vatan artık yoktu.Dedelerinin, ninelerinin, anne babalarının anlattıkları o ülke çoktan değişmişti. Kendileri de yıllar önce Türkiye'den ayrılan o çaresiz gurbetçiler değillerdi artık, eksiğiyle gediğiyle bir hayat kurmuşlardı. Dönüp gelmediklerine göre, o hayat bir şekilde tatmin de ediyordu onları.
Sayfa 460