Nefret ve kırgınlıklarımızla açık bir şekilde yüzleşmediğimizde er ya da geç kendi kendine acıma duygusuna dönüşürler ki bu durumun kimseye faydası yoktur. Kendi kendine acıma nefret ve kırgınlığın "korunmuş" halidir. Kişi böylelikle nefretini "besleyip" kendi kendine acıyarak, ne kadar zorlu bir hayat sürdüğünü yahut neden denli acı çektiğini düşünerek -ve bunu değiştirmek için hiçbir şey yapmayarak- psikolojik dengesini sağlayabilir.
"Hayat aynı anda hem kendini yinelemekle hem de aşmaya çalışmakla meşguldür." diye ifade eder Simone de Beauvoir etik üzerine kalem aldığı kitabında; "tek yaptığı kendini idame ettirmekse eğer, yaşamak ölmenin bir çeşididir ve insanın varlığı tuhaf bir bitki örtüsünden farksızlaşır... "
Birey olma mücadelesi kişinin kendi içinde verilir. Hiçbirimiz bizi sömürmeye çalışan insanlara yahut çevremizdeki dış güçlere karşı durmaktan kaçınamayız, fakat sürdürmemiz gereken asıl önemli psikolojik savaş özgürlüğe doğru ilerlemeyi sürdürdükçe ortaya çıkacak ihtiyaçlarımıza, endişemize ve suçluluk duygularımıza karşı verdiğimiz mücadeledir.