insanın son anda bile; karanlık namusuyla tehditkarca bakarak pırıldayan silahı elinde tartarak, bir indirip bir kaldırarak yaptığı gibi, ölüm düşüncesiyle de oynayamıyordu artık.
Tutuşmuş altın gibi ışıldayan, bir tutkuya benzeyen laleler, ışıklı, egzotik düşler gibi görünen beyaz taçyaprakları iyice açılmış krizantemler, özlemin zarif suretleri gibi narin orkideler ve bir çift baştan çıkarıcı, gururlu gül... Sonra da ışıltılı opalden görkemli bir vazo buldu.
Çiçekler anca bu kadar güzel anlatılabilirdi...