Bir yerlerde göğe kaldırılan bir baş, birilerinin penceresinde açan güller ve içinden geçen bir ümit varsa; takvimler ne yazarsa yazsın, Nazım'ın bıraktığı o meltem hala birkaç kişinin yüzüne çarpıyor benim için...
Çünkü o, en çok umudu öğretti bize. Uzaklığı severken yakınlığı düşlemeyi, imkansızlığı severken ümitsizliğe hiç uğramamayı... Bir şarkıyı dinlemekle yetinmeyip onu söylemek istemeyi, hayatın tüm olağanlarına rağmen yarına inanmayı.
Belki de bu yüzden bugün hala birileri göğe, ağaca, denize biraz daha dikkatle bakıyorsa; birileri sevgiyi, özlemi ve umudu aynı kalpte taşıyabiliyorsa, onun sesi hala bizimledir.
İstanbul yağmur yağmur sevdiğim
Kâh ince ince
Kâh bardaktan boşanırcasına
Hele bir yağmur yağmaya görsün
Ölürcesine yaşanır bu şehirde sevdiğim
Ve bir gün ölünür yaşanırcasına.
Ümit Yaşar Oğuzcan