Zeynep Gülçin

Zeynep Gülçin
@Zeynepgulcin
"Fakat acı, önüne büyük ve kalın bir sur örerek, yeni doğmuş bir bebeğinkiyle eşdeğer desibele sahip feryatları bıçak gibi kesti. Gözünün seçebildiği her şeye yalvardı. Masanın üstünde duran kitaplara bile. Belki de en çok onlara."
Sayfa 76
Reklam
"Nadas bakışlarını Asya 'ya çevirdi. Ardından odanın içindeki herkes, her şey Asya 'ya baktı. Duvalar bile. Acıyarak. Bakışmalar sürerken kimse konuşmadı. Kadınlar Asya 'yı görünce empati yerine önyargılarını kullanmayı tercih ettiler. Bu her zaman en kolay olanıydı. Vicdanlarını ilk rauntta nakavt etmek için önyargılarını kullanarak rakiplerini aşağılık biri olarak görmeleri ve onun bütün bunları hak ettiğini düşünmeleri gerekiyordu. Daha sonra da bunu gerçekten hissetmeleri. Zor değildi."
Sayfa 60
"Yalnızca konuşurdu. Karşılık beklemeden. Beklese bile boşuna olduğunu öğrenmişti artık. İnsan, bilmemesi gereken şeyleri öğrendiğinde biraz daha kaybederdi. Bilmek en kötü şeydi. O buna mecbur bırakılmıştı. Suçu yoktu. Herkesten biraz daha fazla, biraz daha azdı. Ve yetimhanede kalan, kafaları kazınmış, erkeğe benzeyen yüzlerce kızdan hep daha çok bildi. En çok da o kaybetti."
Sayfa 31
"Genç kadın şişenin yarısını iki dikişte mideye indirdi ve hemen sonrasında yeri altından gelen ve sadece kendisine özel olduğunu düşündüğü haykırışları avuç içleriyle susturmaya çalıştı. Çabasının boşa olduğunu çok iyi biliyordu. Çünkü bazı şeyler imkansızdı ve öyle kalmalıydı."
Sayfa 18
"Unutma, her sır içinde bir acıyı taşır. Unutma, her acı bir vazgeçiştir. Unutma her vazgeçiş, bir evlat demektir. Evlatlarından ne olursa olsun vazgeçme. Son kez, Unutma, şizofrenler en dürüst yalancılardır."
Sayfa 294
Reklam