İnsanın gerçekte ihtiyaç duyduğu şey, gerilimsiz bir durum değil, daha çok uğruna çaba göstermeye değer bir hedef, özgürce seçilen bir amaç için uğraşmak ve mücadele etmektir.
Umutlarını yitirmemeleri, mücadelenin umutsuzluğunun, bu mücadeleyi anlamsızlaştırmadığından emin olarak cesur olmayı sürdürmeleri gerekiyordu. Zor anlarda birsinin - bir dost, eş, yaşayan ya da ölmüş birisi ya da Tanrı- her birimizi gözlediğini ve bizden kendisini hayal kırıklığına uğratmamızı beklemediğini söyledim. O birisi bizi, sefilce değil, nasıl ölüneceğini bilerek gururla, acı çekerken görmeyi umut edecektir.
Kendisini sevecenlikle bekleyen bir insana ya da tamamlanmamış bir işe yönelik sorumluluğun bilincine varan kişi, yaşamı kesinlikle bir yana itmeyecektir. Varoluşunun ''nedeni''ni bilecek ve hemen her''nasıl''a dayanabilecektir.
Zayıflık anlarını ve gizli gözyaşlarını minimum düzeyde tutmaya çalışarak, acının tamamını göğüslememiz gerekiyordu. Ama gözyaşlarından utanmamız gerekmiyordu, çünkü gözyaşları, bir insanın, cesaretlerin en büyüğüne, acı çekme cesaretine sahip olduğuna tanıklık ediyordu.