İnsan bir fikre, mezhebe taraftarlıkla karışırsa kendisine söylenen her şeyi doğru kabul eder. Yalanı doğrudan ayıramadığı için de davranışları yalanlarla şekillenir.
Bizim en neşeli şarkılarımızda bile, bizlere has ince bir hüzün vardır. Bizler başı dumanlı, göğsü çimenli dağlardan sevgilimizi isteriz. Kimse anlamıyorsa halimizden hiç olmazsa gökteki yıldızlar, batan güneş anlasın isteriz. Vuslattan çok hasreti severiz. Sevgiliye duyduğumuz özlemi severiz. Şerefe kalkan kadehleri,
insanlar gözleri dolarak içer. Bizim sevincimizde bile ince bir hüzün vardır.
Insanın tutkularının esiri olması, aşkı için her şeyi yıkmayı göze alması zayıflık mı yoksa gücün ta kendisi mi bilemiyorum. Çoğumuz bunları göze alamadığımız için yaşamak istediklerimizi değil hayatın bize sunduklarını yaşamakla yetiniyoruz .