Hayatın amacı kendine varmaktır. Oysa herşeye yaklaşır, her yere varır, bir tek kendinden uzak kalır insan. Her yeri, her şeyi keşfeder ama kendine kıpırtısız duran okyanuslardan haberi bile olmaz. Rumi.
...eskiden tanıdığınız birine âşık olmak bir kitaba âşık olmak gibidir... Onu istediğimiz kadar sevin, o sadece sizinkinin paralelinde ilerleyen bir hikâye. Günün sonunda, hareketsiz bir hikâye. Bir anı. O bir hüküm ve siz onu değiştiremezsiniz. Nasıl bitiyorsa öyle biter. Ne söylüyorsa o kadarını söyler.
Lao Tzu, "Düşüncelerini izle, sonra onlar kelimelere dönüşür. Kelimelerini izle, sonra onlar eyleme dönüşür. Eylemlerini izle, sonra onlar alışkanlıklarına dönüşür. Alışkanlıklarını izle, sonra onlar karakterine dönüşür. Karakterini izle, sonra onlar kaderine dönüşür" der.
Hayatımızın yüzde onunu kontrolümüz dışında gelişen, hayatın bize getirdikleri; kalan yüzde doksanı ise başımıza gelenlere verdiğimiz tepkilerin oluşturduğunu söyler Amerikalı liderlik otoritesi Dr. Stephen R. Covey. Yani sizin kontrolünüz dışında başınıza gelecek binlerce olumsuz durum. Ve işin en ilginç yanı da tüm sorunların ömrümüzün sadece yüzde 10'unu oluşturduğu.
Aşkta birine sevdiğin için ihtiyaç duyarsın. Bir ihtiyacını karşıladığı için karşındaki insanı sevmezsin. Osho bu konuyu, " ihtiyaç duyulma ihtiyacını yok edebilen, tek başınalığı ve sevmeyi becerebilir, " diye özetlemiştir.
Platonun'un da dediği gibi: "Aşk, bir çeşit şuur bozukluğudur."..İleriyi çok iyi gören gözlerimiz, o çok güvendiğimiz hislerimiz ve öngörülerimiz en yakını bile göremez, tahmin edemez olur. İşte en büyük mutluluklar ve en büyük hatalar tam olarak burada yaşanır. Bir uçurumun kenarında manzaranın güzelliği karşısında mest olmuşken ayağınızın altındaki boşluğu fark edemezsiniz.
Konfüçyüs der ki:
"İnsanları geçimsiz yapan sevgisizliktir. Birbirine düşman eden iletişimsizliktir. Güzellikten yana ne varsa yok eden ilgisizliktir."