Ölümün soğuk yüzü karşısında sözün bir değeri kalır mı? Şimdi duyguların zamanı, yorgunluğu, çaresizliği, tutsaklığı, her şeyi ölüm sessizliğiyle açıklayan duyguların...
Şimdiye kadar hiç hissetmediği şeyler, ne oldu da hep birlikte, sözleşmişçesine üzerine geliyorlar? Bütün bunlar birer düş mü, aşkın oyunları mı yoksa, yoksa ölümün şakaları mı? Ne yapmalı, ne söylemeli ?