Kitabın en hak verdiğim bölümü. Özellikle anneler.Diğer aile bireyleri hayatını yaşasın diye ömür tüketiyor.
“Derdim dünya Şükran. Dünya bende ağrı yapıyor, anladın mı?Anlamadın. Alamazsın, çünkü kadınsın, dünyadan şikayet etmek bir lüks ve bu lüks kadınlara tanınmamış. Senin varlık sebebin şu berbat hayatımızın çarkını çevirmek, ama sen bu çarkı bir durdursan var ya, dünya göçer, inan.”
"Aşk ateşe yürümek demektir," diyordu "ya da aşk seni ateşe çeker, pervane ışık gibi, er geç yanacaksın, ama yandığına değer.İyi de insan bu hastalık için mi yaşıyor yani diye sorarsan, evet, aşk yoksa yaşamaya değmiyor bu hayat."
Aşkın mutlulukla bir ilgisi olmadigini söylüyordu; aşkı,mutluluk,sevgi,bağlılık gibi şeylerle ilişkilendirmeden, tek başına düşünmek gerektiğini.
"En yakın benzeri tutkudur, ikisi de akıl tanımaz," diyordu. "Hem aşk en iyi ihtimalle hastalıktır, çogu zaman iyileşirsin, iyileşmezsen de ölürsün.
Suç böyle bir şey diye düşündü, asla kendisiyle sınırlı kalmaz , geçmişi de ortaya döker, yeniden yazar, kuyruğuna başka seyler takılır, devasa bir günah haline gelir.