Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Ene" ben demek, ben demek nefis demek. İnsanın kendi kendine konuştuğu düşmanı demek.. Nefisle savaş demek Aziz Mahmud Hüdayi demek.. Kadılıktan azizliğe, Allah dostluğuna yapılan bir yolculuk demek. Kadı Mahmud Efendi'den başlayan bir yolculuk.. Bursa'nın en tanınan kadısı, Üftade Hazretleri ile yolları kesiştikten sonra hayatı tamamen değişen bir kadı.. Sonra sadece Mahmud nefisini yenmek için Allah dostu olabilmek için makamından, hayatından, nefsinden vazgeçen bir insan. O kadar ağır savaşlar veriyor ki insanı için için kemiren, hayatını alt üst eden o nefsinden kurtulmak için. Önce Kadılığı bırakıp ciğer satıyor halk delirdiğini düşünüyor ama vazgeçmiyor. Daha sonra abdesthane temizliyor yine vazgeçmiyor. Günlerce oruç tutuyor, uykusuz kalıyor ama yine vazgeçmiyor. Üftade Hazretleri'nin yanında eğitimine devam ediyor. Çok seviyor Rabbini o kadar çok seviyor ki Üftade Hazretleri bir gün tüm dervişlerden çiçek toplamalarını istiyor. Herkes demet demet çiçek getirirken Mahmud sadece kurumuş çiçek getirebiliyor. Getirmek istese de canlı çiçekleri getiremiyor. Allah'ı zikreden çiçekleri duyup koparamıyor. Onları zikirlerinden mahrum bırakamıyor. Tüm dağ, taş, çiçek, ağaç, Rabbimizi zikrediyor. Gönülden duyuyor biz duyamasakta o duyuyor çünkü o duymak için Rabbini duymak için her şeyini feda ediyor. Her sayfasını okurken gözlerim dolu dolu okudum. O kadar anlatacak şey var ki yazsam buraya sığmaz. Anlatsam kelimeler yetmez. Öyle bir kitap ki Hz. Hızır(a.s) Üftade Hazretleri, Sultan Murad, Sultan Ahmed, Genç Osman ve daha kimler kimler bahsediliyor. Nefs konuşuyor, Sen konuşuyorsun, Aziz Mahmud Hüdayi anlatılıyor. Her bölümü okuduğumda derin derin nefes almak istedim. Çıkıp doğayı izleyip Rabbimi düşündüm. Aziz Mahmud Hüdayi Hazretlerinin kabrine gittim. Uzun zamandır