Zeynep

5/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2025 75. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 19 Ekim 2025 20:23
Kitabı okumaya başladığınızda yazarın olayları, tarafsız olarak yazdığı gerçeğini ne yazık ki çok fazla göremiyorsunuz. Fakat, günümüzde çoğu tarihçi tarafından tenkid edilen Osmanlı İmparatorluğu hakkında pek çok güzel ve tatmin edici gerçeklere de rastlayacağınızdan yazarın hakkını yememek gerekir. Tarih boyunca isimler, hanedanlar hatta devletin hükmettiği ülke bile değişmiştir. Fakat devlet tek ve devamlıdır; değişen hanedanlar veya rejimlerdir. İslâmî inançlar üzerine kurulmuş Selçuklu-Osmanlı devletlerimizi bir çok tarihçinin yaptığı gibi siyasi bıçaklarla parçalamaya çalışmak, tarih bölücülüğünden başka bir şey değildir. Tarihe geniş ufuk çerçevesinde bakmak lazımdır. Bölücülük kasıtlı olsun olmasın ufuksuzluktur. Kitapta, adına bir çok yerde rastlayacağınız tarihçi filozof A. J. Toynbee, insan soyunun yeryüzünde milyonlarca yıllık ömrüne bakarak, bilinen tarih dönemini "dün gibi yakın" görüyorken, nasıl olur da Selçuklu-Osmanlı zamanını, kendimizden bambaşka çağlar sayabiliriz? Üstelik daha da basitleşerek, onları ne hakla kendimize yabancı hatta düşman gösterebiliriz? İşte bunu hiçbir zaman anlayamayacağım. Bu yollarda bizden önce de ecdadımızın yürüdüğünü; bu mabetlerde bizden öncede ibadet edildiğini, bu sanat ve hüner evlerinde, bizimkilerin asırlar boyunca eser ve marifet ürettiklerini düşünerek yaşamak bize kudret, vatana ayrı bir kudsiyet verir düşüncesindeyim. Güçlü devlet adamlarının şu kalelere bayrak çektiklerini, şu camilerde secdeye kapandıklarını, şu saray ve konaklarda hüküm ve ferman yürüttüklerini idrak ve sevinç ile anmak, işte vatanı sevmek bu demektir. Gönüllü teb'ası olmaktan zevk aldığımız ebedi devletimizin büyük mirasından kendimizi mahrum bırakmak, ömrümüzün manasına yapılabilecek en büyük kötülüktür. Kitaba dair yazmak istediğim
1000Kitap
Temellerin DuruşmasıAhmet Kabaklı · Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları · 2000332 okunma
Reklam
10/10
·340 syf.··
2025 73. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Ekim 2025 20:05
Belirli bir tarafın kemikleşmiş perspektifinden yazılmayıp tamamen objektif yazılan, eserin hazırlanma sürecinde müracaat edilen arşivlere kadar verilen sağlam kaynaklı kitaplara, her zaman saygı duymuşumdur. Bu kitapta anlattığımdan farklı olmamakla birlikte; Dilipak, insanlara balık vermekten çok, balık tutmayı öğretmenin daha faydalı bir iş olduğu teorisini ileri sürerek, aynı zamanda okuyucuyu, yazılı alıntı yapmak istemesi durumunda asıl kaynaklara müracaat etmesi zorunluluğunda bırakmış, bu sebeple kendi aktardığının haricinde, okuyucunun daha fazla bilgiye sahip olmasını istemiş ve gerçeği yakalama konusunda şanslı olacağını savunmuştur. Eliniz de tutmuş olduğunuz bu eser, 19 Mayıstan öncesini yeterince bilmeden, 19 Mayısı anlamanın imkanı olmadığını ve Cumhuriyete giden yolu, 1905'lere kadar uzanan bir tarih dilimi içinde kronolojik bir sıra gözeterek bizlere, sayın Dilipak tarafından sunulmuştur. Gerçek şudur ki, hiç bir zaman, bu konu üzerine yazılan kitaplarda ki bilgiler, (bir kaç istisna haricinde) o dönemin tüm gerçeğini anlatmaya yeterli olmayacaktır. Daha güvenilir ve sağlıklı çalışmaların yapılabilmesi için kuşkusuz ülkemizdeki özgürlük ortamının genişlemesi, tabuların ve haksız yasakların kalkması, ve tarihi belgelerin açıklanması şarttır. Ve unutmayın, yazarın da dediği gibi, tarihten ibret almak zorundayız, eğer ibret alacak olursak yenilgiler ve yanlışlıklar tekrar edilmeyecektir. Önemli olan geçmişi yargılamak değil, geçmişten bu günümüzü kavramaya yarayacak dersler ve sonuçlar çıkarmaktır. İbret almamız temennisiyle... Saygılarımla, şimdiden keyifli okumalar.
1000Kitap
Cumhuriyete Giden YolAbdurrahman Dilipak · Beyan Yayınları · 200451 okunma
10/10
·160 syf.··
2025 70. kitabı
Sevginin, saygının ve diğer sair duyguların, her bir sayfasın da hissedildiği, samimiyetin vücut bulmuş olduğu bu kitapta, yazarın satırlar arasına işlediği naifliği sizde hissedecek ve okumanın verdiği hazzı bir kez daha yaşayacaksınız. Kitabın temel konusu otobiyografi üzerine olmuş olsa da sayfalar arasın da bir çok edebi ve düşünsel köşelere de denk geliceksiniz. Yazarımız kitabına sadece kendi hayatını değil, insanlara karşı duyduğu derin sevgiyi ve bağlılığı da işlemiştir. Kendi hayatının çıplak ve mütavazi anlarını biz okuyucalarla paylaşmış ve aklımız da samimi, aile-arkadaş kavramını oluşturmamıza olağan sağlamıştır. Gerçek hayatta da tanıma şansına eriştiğim sayın yazarın ilk eseri olan 'Son şehirli' kitabını, samimiyetsiz ve duygusuz romanlar okumaktan sıkılan okuyuculara tavsiye ediyorum, ve değerli hocam'a geri kalan hayatında başarılar diliyor, tüm güzelliklerin onu bulmasını niyaz ediyorum. Şimdiden keyifli okumalar.
1000Kitap
Son ŞehirliBayram Akyüz · Değişim Yayınları · 20152 okunma
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2025 34. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 02 Ağustos 2025 00:10
"Öncelikle böylesine muazzam bir kitabı yazmak için, en ince detayına kadar araştırıp, temeli sağlam kaynaklardan oluşan, adını, İslam'ın kızına koyarken bile, kadına verilen değere atıfta bulunduğu ve sahip olduğumuz “İslam” dininin ne kadar Ulvi bir din olduğunu bir kez daha görmemizi sağladığı için, İhsan hocamıza teşekkür ediyorum. Kitabın adından da belli olduğu üzere, geçmişten günümüze gelen, Batı'nın kadınlara taktığı prangaları kıran İslam dininin muazzezliği, erkek kadın arasındaki farkı, ve annelik ünvanının yüceliğini baz alan bu eserde, okuyucuların bir çoğunun gözünün açılmasına, ve kendilerine dahi gösteremedikleri değerin, aslında bizzat sahip oldukları din tarafından verildiğini göstermektedir. İslâm dininde kadın ne kadar değerliyse, aksine bir çok konuda hatta deyimi yerindeyse artık her konuda örnek alınan batıda o kadar değersiz ve hor görülmüş, sahip oldukları eş, baba ve çocuklarıyla “insan” yerine konulmuştur. İslâm dininde “anne” ayaklarının altında cennetin kapısının olduğu söylenirken, (Hindistan, Çin, Yunanistan) gibi batı ülkelerinde kadına yaşam hakkı tanınmamış, üstüne “ad”verilme tenezzülünde dahi bulunulmamıştır. Sevgili Peygamberimiz, kız çocukları için babalarının, Cehennem'le aralarındaki perde diye buyurup, Din'in kız çocuklarına biçtiği değeri ortaya sunarken, İslam'dan önce kız çocuklarının utanç kaynağı, ve objeleştirilmiş birer fazlalıktan ibaret görülmüş, ne yazık ki canlı canlı toprağa gömülmüştür. İşte böylesine rezil bir geşmişe sahip Batı'nın, hâlâ bir çok insanımız tarafından örnek alınması, takdir edilmesi, bazı insanlarımızın gözünün açılmadığı yada ortada olan gerçekleri görmeyi reddetmeleri ile alakalıdır." Elimde olsa tüm satırlarını yazacağım bu kitabı okumanızı tüm bireylere tavsiye eder, ve dilerim ki
1000Kitap
İslam'ın Kızınaİhsan Şenocak · Hüküm Kitap · 20165,2bin okunma
10/10
·219 syf.··
Beğendi
·
2025 31. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 29 Temmuz 2025 09:45
"Üstad, hikayedeki baş rolün vermiş olduğu gayret ve direnişi kendi hayatından esinlenip tasvir etmiş, ve bunu biz okuyuculara "selaset" bir şekilde yek-ahenk etmiştir. Ne gariptir ki, Necip Fazıl'ın okuyana müesser olan bu eseri, hayatı boyunca bir çok eseri kaleme almasına rağmen, türlerden roman olan ilk ve tek kitabıdır. Okuyanlara kendini tekrardan okutturan bu feriştah eserde, "İslam" ve "Tasavvuf" düşüncesi üzerine kuvvetli bir anlatım yer almakta olup, kitabın kurgusunda geçen her bir karakter farklı bir fikri baz almış, fakat sonunda hepsi bir noktada buluşmuştur. Ferzane, "Ayna" metaforuyla, kendi suretimizin ötesine bakmayı, görünenin ardındaki görünmeyeni, ve kendimize ait sandığımız şeylerin aslında bize ait olmayabileceğini fasih bir lisan ile izah etmiştir. Uzun lafın kısası; Benliğini sorgulamaya cesareti olan tüm kişileri, "Fazıl'ın" sehl-i mümteni olan "Aynadaki yalan" isimli eserini okumaya teşvik ediyorum."
1000Kitap
Aynadaki YalanNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 20176bin okunma
Reklam