zeeynep

zeeynep
@Zeyynll
Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.
Şöhretle gelen değişim
Evet, öyleydi ama sen derginin o sayısı çıktıktan sonra aylar boyunca sokakta karşılaştığın beni tanıyordun. Hepsinde de açtım ve rehinciye gidiyordum. O zaman o eserler yazılmıştı. Ama sen beni tanımıyordun. Şimdi neden tanıyorsun peki?
Edebiyat
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"O kitaplar yazılmıştı! O zaman beni aç bırakan, evini yasak eden ve düzenli bir işe girmiyorum diye lanetleyen siz, şimdi karnımı doyuruyorsunuz. Halbuki eserlerimin hepsi o zaman yazıldı. Şimdi sizin aklınızda, benimse ağzımda evirip çevirdiğim, ama hiç birimizin asla dile getiremediği bu düşünceler yerine ne söylesem saygıyla dikkat kesiliyorsunuz. Ağzımı açıp gözümü yumsam, suratınıza karşı topunuz çürümüşsünüz; içiniz yolsuzlukla, hırsızlıkla, rüşvetle dolu diye konuşsam öfkeden kurdurmak yerine kem küm edip isabet buyurdunuz dersiniz. Neden? Çünkü ünlüyüm, çok param var. Martın Eden olduğum, iyi biri olduğum ve salak sayılmayacak biri olduğum için değil. Size desem ki gökteki ay bir kalıp peynirdir, hemen bu fikirin müridi olursunuz, olmasanız da reddetmezsiniz, çünkü benim dağlar kadar dolarım var. Hem de hepsini uzun zaman önce kazandım, çünkü eserlerimi yazmıştım; tam da ne zaman, size diyeyim, ayağınızın altındaki toz gibi üzerime tükürdüğünüz zaman."
Edebiyat
Kimsenin yemeğe davet etmediği açlık günleri geldi aklına. Asıl yemeğe o zaman ihtiyacı vardı, asıl o zaman midesine bir şey gitmediği için zafiyet geçirmiş, halsiz kalmış ve düpedüz açlık nedeniyle kilo kaybetmişti. Yaşadığı açmaz buydu. Asıl yemeğe ihtiyacı varken kimse onu davet etmemişti ama şimdi binlerce yemek satın alabilecek durumdayken ve tersine iştahı giderek azalırken sağdan soldan peş peşe yemek davetleri yağıyordu. Neden? Ona kalırsa, en ufak bir hakkaniyet yoktu bu işte... Martin değişmemişti. Eskisine göre hiç de daha marifetli değildi. Elinden çıkmış olan bütün iş, daha önce yazılmış olan eserlerden ibaretti. Halbuki Bay ve Bayan Morse onu boş gezenin boş kalfası olarak mahkûm etmiş ve Ruth aracılığıyla bir ofiste kâtip olarak çalışması için zorlamışlardı. Yazmış olduğu eserlerden haberleri varken hem de... Ruth, yazdıklarını birer birer onlara götürüyordu. Onlar da okuyordu. Halbuki adının bütün gazetelerde görünmesini sağlayan şey, o yazdıklarıydı. Şimdi Morse’ların kendisini yemeğe davet etmelerine yol açan şey ise adının bütün gazetelerde görünüyor olmasıydı. Kesin olan tek şey vardı: Morse ailesi Martin’i kendisi için veya eserleri için istiyor değildi. Kendisi ve eserleri için istemiyorsa, o zaman şöhreti için, tanınmış olduğu için ve bir de - neden olmasın? - yüz bin dolar parası olduğu için istiyor olmalıydı. Burjuva toplum insanın değerini böyle ölçüyordu; Martin Eden de kim oluyordu ki başka türlü muamele beklesin? Ancak Martin, mağrur bir adamdı. Böyle kıymetlendirmelere tenezzül etmezdi. Kendi olduğu için veya netice itibariyle kendinin bir ifadesi olan o eserleri ürettiği için değer görmek istiyordu.
Alıntı
Başarı, keyif aldığın şeyi yapmak değil, onu yaparken haz duymaktır.
Edebiyat
“Martin eseri onun adına piyasaya sürmek isteyince, Brissenden, ‘Hepsinin canı cehenneme!’ diye cevap verdi. ‘Güzelliği sadece güzellik için sev,’ diye tavsiye verdi. ‘Dergileri de bırak. Geriye dön; gemilerine ve denizine. Martin Eden, sana tavsiyem budur. Yozlaşmış insanlarla dolu bu iğrenç şehirden istediğin ne? Güzelliği, dergiler krallığının arzularına takdim edip zamanını kaybediyor ve her gün kendi boğazını kendin kesiyorsun. Geçen gün bana bahsettiğin şey neydi? ‘İnsan: faniliğin son temsilcisi.' Peki, faniliğin son temsilcisi sen, şan şöhretle ne yapacaksın? Elde edersen, seni zehirleyecektir. Şöhrete erişemeyecek kadar basitsin, safsın ve mantıklısın. Umarım dergilere bir satır bile satamazsın. Hizmet edilecek yegâne efendi, güzelliktir. Güzelliğe hizmet et, Tanrı toplumun cezasını versin! Başarı! Başarı, Henley'nin Hayalet'ini bile gölgede bırakan bir Stevenson şiirinde değilse, Aşk Döngüsü'nde değilse, nerede peki? Yaptığın işte veya edindiğin başarıda değil, o işi yapmaktan duyduğun hazda. Hiç anlatma, biliyorum. Sen de biliyorsun. Güzellik seni yaralar. Bu, senin içinde sonsuz bir acı kapanmayan bir yara, alevden bir bıçaktır. Neden dengilerle oyalanıyorsun? Bırak, hedefin güzellik olsun. Neden güzelliği altına dönüştürüyorsun? Zaten yapamazsın bunu; boşa telaş etme. Dergileri bin yıl bile okusan, perinde Keats'e layık tek bir dize bulamazsın. Ünü ve parayı bir kenara bırak, yarın hemen bir gemiye atla ve denize açıl."
Alıntı