Günümüz dünyasında insanların ihtiyacından çok daha fazlasını tükettiği bilinen bir gerçek. Bu tüketim çılgınlığının proje olduğunu bilmemize rağmen neden sorgulamadan ayak uyduruyoruz dersiniz? Bunun birçok cevabı olabilir tabi. Benim üzerinde durduğum neden şu oldu:
Çünkü hepimize özel olduğumuz fikri başarıyla aşılanıyor. Ve tabiki her şeyin en iyisini hak ettiğimize inanıyoruz. Bu düşünce hayatlarımıza o kadar nüfuz etti ki bunları okurken bir sorun görmüyorsunuzdur.
Peki herkes özel midir gerçekten? Herkes özel olsa “özel” kelimesinin bir anlamı olabilir miydi? Hepimiz özel olduğuna inanan farklı olduğunu başkalarına kanıtlamaya çalışan ve bu yüzden sürekli dışardan onay alma çabası içinde olan bireylere dönüşmedik mi?
Bu sorulara cevap vermek size de korkunç gelebilir. Ama zaten içinize su serpecekse her insan biriciktir kesinlikle. Ama sanırım hayatımızın mottosu bu olduğunda sandığımızdan daha az mutlu oluyoruz. Modern insanlar olarak kendimizi tanrılaştırır derecede önemsemek ne ikili ilişkilerimizde ne toplum içinde huzur bulmamıza izin veriyor. Kendisinin bu koskoca evrenin gelip geçici ve ufak bir parçası olduğunu aklında tutabilen insanın kendi iç huzurunu sağlaması ise daha kolay görünüyor. Ki atalarımızın yüzyıllarca bize öğütlediği duygular da bunu doğrular nitelikte.
Yine de kendi doğrularımızı bulmak bizim elimizde tabi ki.
(Emrah Safa Gürkan’ın Ezbere Yaşayanlar kitabından esinlenerek kendi yorumlarım)